Lemnoslu Kadınlar Kimdir? Erkeklerin Olmadığı Bir Ada

Lemnoslu Kadınlar Kimdir?
Share the article 👇

Yunan Mitolojisinde ve antik kaynaklarda Lemnoslu Kadınlar hakkında ilginç bir hikaye anlatılmaktadır. Günümüzde Gökçeada‘nın hemen karşısında bulunan Lemnos (Limni) Adası ilginç bir mitolojik hikayeye sahiptir. Efsaneye göre bu ada sadece kadınların yaşadığı bir adadır. Çünkü Lemnoslu kadınlar bir gece kocalarını öldürmüştür.

Lemnoslu Kadınlar Kimdir?
Lemnoslu Kadınlar Kimdir?

Lemnoslu Kadınlar Miti

Her şey Lemnos (Limni) adasındaki kadınların, aşk tanrıçası Afrodit’e olan ibadetlerini aksatmalarıyla başlar. Buna öfkelenen Afrodit, cezalandırmak için kadınlara “dysosmia” (dayanılmaz, kötü bir koku) musallat eder.

Bu koku yüzünden eşlerinden tiksinen Lemnoslu erkekler, Trakya’dan kaçırdıkları esir kadınlarla beraber olmaya başlarlar. Terk edilen ve aşağılanan Lemnoslu kadınlar, bir gece büyük bir yemin ederler: Adadaki tüm erkekleri öldüreceklerdir. Bir gece içinde babalarını, kocalarını ve oğullarını kılıçtan geçirirler. Sadece kraliçe Hypsipyle, babası Kral Thoas’ı gizlice bir sandığa koyup denize bırakarak kurtarır.

Katliamdan sonra adada sadece kadınlar kalır. Tarla sürmekten yönetime kadar tüm “erkek işlerini” üstlenirler ve silahlanıp bir saldırı gelmesi ihtimaline karşı tetikte beklerler. Bu durum, adayı bir bakıma Amazon benzeri bir kadın devletine dönüştürür.

Lemnoslu Kadınlar - Hypsipyle ve Jason
Lemnoslu Kadınlar – Hypsipyle ve Jason

Argonotlar Seferi ve Adanın Erkekler Tarafından Keşfedilmesi

Bir süre sonra, Altın Post’un peşindeki Jason (İason) ve Argonotlar adaya yanaşır.

Kraliçe Hypsipyle ilk başta temkinli davranır. Argonotlara yemek ve şarap gönderilmesini, ancak onların şehre sokulmamasını önerir. Amacı, adadaki erkeklerin tamamının öldürüldüğü gerçeğini saklamaktır. Eğer erkekler şehre girerse, gerçeği öğrenebilirler ve bu durum kadınlar için tehlikeli olabilir.

Başta korkan kadınlar, soyun devamı için erkeklere ihtiyaç duyduklarını fark ederler. Savaşmak yerine onları adaya davet ederler. Bir toplantıda Hypsipyle’nin yaşlı dadısı ayağa kalkar ve kadınlara acı bir gerçeği hatırlatır. “Hepimiz yaşlanıyoruz,” der. “Siz öldüğünüzde sürünüzü kim otlatacak, tarlayı kim sürecek?” Yarın bir istila olsa, kendilerini koruyacak bir neslin olmadığını vurgular. Dadı, bu yabancı erkekleri (Argonotları) adaya kabul etmenin, hem adayı savunmak hem de yeni bir nesil yaratmak için tek şansları olduğunu savunur. Meclis, Argonotların şehre davet edilmesine karar verir. Kadınlar, erkekleri şehre kabul ederken onlara yalan söylerler: Erkeklerin, Trakya’dan getirdikleri esir kadınlara aşık olup adayı terk ettiklerini iddia ederler.

Böylece Kraliçe Hypsipyle ile Jason arasında bir aşk başlar; diğer Argonotlar da diğer kadınlarla eşleşir. Lemnos, kısa bir süreliğine “aşk ve şenlik” adasına dönüşür. Ancak Herkül’ün uyarısıyla Argonotlar görevlerini hatırlayıp adadan ayrılırlar. Bu birlikteliklerden, Lemnos’un yeni nesil erkek nüfusu doğar.

Mit Bir Gerçek Mi?

Lemnos Adası

Antik kaynak Philostratus, Lemnos’taki arınma ayininden bahseder. Adadaki cinayetlerin kefareti olarak her yıl tüm ateşlerin söndürüldüğünü, gemiyle Delos’tan yeni ateş gelene kadar adanın “yaşamsız” sayıldığını anlatır. Yani muhtemelen cinsel perhiz uygulanırdı.

Antik dinler tarihçisi Walter Burkert, ‘Homo Necans’ adlı eserinde, Lemnos kadınları mitinin aslında adadaki yıllık bir arınma ritüeline dayandığını savunur. Araştırmacılar, mitolojideki ‘dayanılmaz koku’ motifinin, bu ritüel sırasındaki zorunlu ayrılığı meşrulaştıran simgesel bir anlatım olduğu görüşündedir.

Lemnos (Limni) adası, yılın belli bir zamanında arındırılır ve adadaki ateş dokuz gün boyunca söndürülür. Festival elçilerini taşıyan bir gemi, Delos’tan ateş getirir. Gemi vardığında ve ateş yaşamın tüm diğer ihtiyaçları için, özellikle de ateşe bağımlı olan zanaatkarlar için dağıtıldığında, şöyle derler: ‘Bundan böyle onlar için yeni bir hayat başlıyor.

Ayrıca Ateşin özellikle zanaatkarlara (ki Lemnos, demir tanrısı Hephaistos’un adasıdır) dağıtılması, adanın ekonomik ve dini kimliğiyle örtüşür.

Miti Anlatan Antik Kaynaklara Bir Bakış

Lemnos’lu kadınlar mitinden ilk bahseden kişi Homeros‘tur. Ancak kadınların kocasını öldürmesinden değil Lemnos kralı Thoas’tan bahseder. İlyada’da Hera, Afrodit’ten ünlü memeliğini aldığında Uyku ve ölüm kardeşleri bulmak için Thoas’ın kenti Lemnos’a gider.

Mitin detaylarından ilk bahseden Rodoslu Apollonios’un ünlü kitabı Argonautika‘dır. Pseudo-Apollodorus Biblotheke kitabında aynı hikayeyi tekrarlar. Daha sonraları Romalı yazar Ovidius, Kadın Kahraman Mektupları kitabından Hypsipyle’nin ağzından Jason’a bir aşk mektubu yazarak olayı ele almıştır.,

Öte yandan Herodot Lemnoslu kadınlar hikayesini gerçek kabul eder ve bu hikayeden kaynaklı Yunanlılar arasında Lemnos işi deyiminin türediğinden bahseder.

“Bundan daha önce, Lemnoslu kadınların kocalarını Thoas ile birlikte öldürmeleri üzerine, Yunanistan’da işlenen her türlü gaddarca işe ‘Lemnos işi’ (Lemnia erga) denilmesi adet olmuştur.”

Hikaye’nin ele alındığı antik kaynakları incelemek için bakınız.

Önerilen makaleler