Truva Savaşı: Nasıl Başladı? Üç Güzeller Mitolojisi

Truva Savaşı | Üç Güzeller Mitolojisi | Mitolojik Hikayeler 1
Share the article 👇

Bu içerikte Truva Savaşı Mitolojisini ele alırken size Truva Savaşı nasıl başladı, truva savaşı nedir, truva atı hikayesi ve truva savaşı kaybetmeseydi ne olurdu gibi spesifik soruların yanıtlarını vereceğim. Hiç şüphesiz ki Yunan Mitolojisinin en çok bilinen ve en fazla okunan mitolojik hikayelerinin başında geliyor, Truva Efsanesi

Bir savaştan ziyade kahramanların egosunu ve gururunu; tarafların kazanma ve elde etme arzusunu; ve elbette her iki tarafın da kazanmak için yıllarca inatlaştığını biliyoruz. Peki o zaman gelin dizilere ve filmlere konu olan bu mitolojik hikayeyi en baştan bir okuyalım. Keyifli okumalar dilerim…

Truva Savaşı Nedir?

Truva Savaşı, Yunan mitolojisine göre günümüzde Çanakkale Hisarlık bölgesinde yer aldığı düşünülen Truva Kentinin, Yunan tarafı Akhalar ve Truvalılar arasında on yılı aşkın süre boyunca devam ettiği, efsanelerin içerisinde bulunduğu, tanrıların ise müdahale ettiğine inanılan destansı bir savaştır.

Troya Efsanesini, günümüze taşıyan en önemli antik edebi kaynak ise Homeros‘un kaleme aldığı İlyada Destanıdır. Bu kitapta Truva savaşının tamamından ziyade savaşın son zamanlarını ve Akhilleus’un öfkesini okuyabilirsiniz. Peki biz bu savaşın başlangıcını nereye dayandırabiliriz?

Truva Savaşı Nasıl Başladı? | Üç Güzeller Mitolojisi

Elbette ki Truva Savaşının başlamasını mitolojik hikayelerden bir tanesine dayandıramayız. Çünkü bu savaşın başlaması için yalnızca bir fitildi. Arka planda daha güçlü nedenler vardı. Bunlardan bir tanesi de Truva’nın ticaret açısından çok önemli bir konumda olmasıydı. Anadolu ve Ege ticaretinin kilit noktası olan Truva Kenti aynı zamanda savunma açısından da -tüm Yunan tarafıyla on yıl savaşabilmesinden anlıyoruz ki- önemli kıyılara ve güçlü duvarlara sahipti. Bu yüzden de diğer kentlerin gözdesi bir noktaydı.

Bu savaşın başlangıcının merkezinde hepimizin Afrodit’i en güzel tanrıça kabul etmesini sağlayan bir hikâye var; Üç Güzeller Yarışması

Akhilleus henüz doğmadan kaderi bu düğünde Eris tarafından belirlenmiş olabilir. Peleus ile deniz tanrıçası olan Thetis’in düğününe, anlaşmazlık ve nifak tanrıçası Eris davet edilmez. Bunun üzerine, tanrıçalığının şanına yaraşır bir intikam isteyen Eris, düğünün ortasına “en güzel tanrıçaya” yazılı altın elmayı fırlatır. Athena, Hera ve Afrodit bu elmanın kendisine ait olduğunu söylemektedir. O sırada çapkın Zeus ise bu durumun kendisine yaratacağı olumsuz sorunlardan korktuğu için oradan uzaklaşır.

Truva Savaşı | Üç Güzeller Mitolojisi
Truva Savaşı | Üç Güzeller Mitolojisi

Resim Vizetelly tarafından Pixabay‘a yüklendi.

Tanrı ve Tanrıçaların arasında ki anlaşmazlığı çözmek adına Truva Kralı Priamos’un oğlu Paris‘e bu görev verilir. Kimi anlatılarda Paris’in çoban olduğu ve altın elmayı sahibine teslim ettikten sonra Truva’ya gittiğini ve Truva’nın kayıp prensi olarak bulunduğu anlatılır. Kimi kaynaklara göre de Prens hep Truva’daydı ve ormanda gezintiye çıktığı sırada tanrıçaların hakemi olduğunu ve üç güzeller yarışmasının gerçekleştiği anlatılır.

Hatta Paris’in çoban olduğu anlatıda, Truva kahinleri tarafından Prensin kente kabul edilmesinin büyük felaketleri de peşinde getireceği anlatılmaktadır.

Nitekim konumuza dönecek olursak Paris’in Yargısıyla üç tanrıça Paris’in önünde adeta hırslanırlar. Çünkü tanrıçalar, altın elmaya sahip olup en güzel seçilmek istiyorlardır. Yunan tanrıçalarının isimleri ve Paris’e vaat ettikleri şöyledir;

Hera, prense kendisini seçmesi karşılığında güç ve krallık vaat etmiştir.

Athena, prense kendisini seçmesi karşılığında bilgelik ve savaşta üstünlük vaat etmiştir.

Afrodit, prense kendisini seçmesi karşılığında dünyanın en güzel kadınının aşkını vaat etmiştir.

Bu vaatlerin üzerine Prens Paris altın elmayı Afrodit’e verir ve o zaman dünyanın en güzel kadını Helen‘in aşkını kapar.

Helen Truva’ya Kaçtı Mı, Kaçırıldı Mı?

Bu, truva efsanesinde en çok merak edilen sorulardan birisidir. Sparta Kralı Menelaos‘a ve Akhalar’a göre kaçırıldı olarak yorumlanır. Çünkü kralın eşi, kralına sadık ve aşık olarak yorumlanır. Diğer tarafta ise Afrodit’in Paris’e dünyanın en güzel kadınının aşkını vaat etmesi sonucu, Helen’in Paris’e aşık olmasıyla, kendi inisiyatifle kaçtığı yorumlanır.

Nitekim Homeros’un bile bu konuyu netleştiremediğini söyleyebilirim. Çünkü Helen, Truva’da “savaşın başlamasına neden olan kadın” gibi göründüğünden dolayı pişmanlık duysa da “kaçtım” ya da “kaçırıldım” gibi net bir ifadesi yoktur. Ancak günümüzde biliyoruz ki bu savaşın başlamasına neden olan bir fitil, bahaneydi yalnızca. Çünkü Akhalar ve Truva arasında ki bu savaş kaçınılmazdı…

Truva Savaşı | Truva Efsanesi

Truva Savaşı yalnızca mitolojik hikayelere dayanan bir efsane değildi. Karşı karşıya gelen Akhalar ve Truva tarafı, dönemin iki farklı anlayışını temsil ediyordu. Anadolu’nun batısında, stratejik ve ticaret yollarının ortak noktası olan Truva kenti vardı. Kral Priamos tarafından yönetilen kent, savaşan değil bekleyen taraftı. Çünkü köklü, yerleşik ve savunma gücü yüksek olan bir kentti. Deniz ticaretine hâkimliği ve elbette doğu ve batı dünyasının arasındaki geçit olarak bilinmesi de ne kadar kıymetli olduğunun göstergesidir.

Diğer tarafta ise Akhalar vardı. Elbette ki tek bir halk olmayan Akhalar, Yunan dünyasının krallıklarından oluşan bir savaş ittifakıydı. Mykne kralı Agamemnon önderliğinde birleşmiş olmalarının sebebi ise Mykne kralının çevre şehirler üzerinde kurduğu hegemonyadır. Gemi sayılarının yüksek olması, askeri ve ekonomik gücünün diğer kentlerden üstün olması sebepleri bazı krallıkları zorla, bazılarını ise ittifak yoluyla kendisine bağlamasına neden olmuştu. Tüm bunların neticesinde Akhalar’ın önderi Mykne Kralı Agamemnon idi.

Truva’nın bu güçlü coğrafik yapısı nedeniyle, Helen yalnızca bir bahaneydi. Truva’ya saldıran, onları kuşatan ve yıllarca yıpratan taraf Akhalar’ın gerçek meselesi; ganimet ve itibardı.

Akhalar her ne kadar bu savaşın kısa süreceğine inansalar da denizden kolayca ele geçirilmeyecek ve yüksek surlarla çevrili bir kent olan Truva, savaşı uzun bir kuşatmaya çevirecek ve düşmanın kıyıda ordugâh kurmasına sebebiyet verecekti.

Tabii ki bu uzun yıllar sürecek savaşta, tarafların da özel gördükleri isimler vardı. Bu isimler savaşın kaderini doğrudan etkileyebilecek isimlerdi. Bunlardan ilki elbette ki ölümsüz olduğuna inanılan yarı tanrı Akhilleus‘tu. Ona Aşil diye de hitap edilmektedir ve bunun nedenini hikâyenin sonunda öğreneceksiniz.

Bir savaşta, tarafınızda Akhilleus gibi bir isim varsa, kendinize güveniniz gelir. Akha ordusunda da durum tam olarak böyleydi. Ancak Truva savaşında öfkenin ve gücün temsilcisi olan Aşil, krallara pek boyun eğmemektedir. Bu nedenle de Kral Agamemnon ile anlaşmazlık yaşayacak ve Akha ordularının zayıflamasına neden olacaktır.

Truva savaşında ise Kral Priamos’un büyük oğlu, Truva askerlerinin komutanı Prens Hektor vardı. Truva’nın en büyük savaşçısı Hektor, kardeşi Paris’e göre daha aklı başında ve kentini korumak için her türlü fedakarlığı alabilecek, orduların en önünde savaşabilecek bir kahramandı.

Truva Savaşı | Hektor Betimlemesi
Hektor Betimlemesi

Resim Jo Justino tarafından Pixabay‘a yüklendi.

Ana hikâyeye geçmeden önce bir de bu iki karakterin arkasında önemli bir şahsiyet olan birisinden bahsetmek isterim. Zeka ve sabrının mükafatını alacak bir isim, İttaka Kralı Odysseus. Kuşatma yıllarca sürünce Odysseus’un zekası savaşın sonucunu belirleyecektir.

Savaşın kırılma noktası, Akhilleus’un geri çekilmesiyle birlikte Akhaların zayıfladığını gören Truvalılar, Hektor’un önderliğinde surların dışına çıkarlar ve bu sırada Akhilleus’un en yakın dostu Patroklos, Aşil’in zırhını giyer ve savaş meydanlarına çıkar. Bu savaşın dengesini Akhalar için değiştirecek gibi görünse de Prens Hektor, Patroklos’u Akhilleus sanacak, onu öldürecek ve Akhilleus’un savaşa yeniden ve bu sefer daha büyük bir öfkeyle katılmasına sebebiyet verecektir.

Truva Savaşı | Akhilleus ve Hektor'un Düellosunun Canlandırılması
Akhilleus ve Hektor’un Düellosunun Canlandırılması

Görsel yapay zeka motoru Gemini‘nin Banana Pro modeli tarafından oluşturulmuştur.

Patroklos’un ölümü sonrası Akhilleus, Hektor’u Truva surları önünde düelloya davet eder. Onurlu bir savaşçı olan Prens Hektor bu meydan okumayı kabul eder. Ancak bu savaşı kazanamaz ve hayatını kaybeder. Bu durum Truvalı askerleri ruhsal olarak yaralasa da dirençlerini kırmaz ve Truva kendisini savunmaya devam eder.

Truva Atı Hikayesi

Akhalıların gücü yetmemeye başlar ve yıllardır Truva kıyılarında yaşamaları, onlarla savaşmaları artık onlara zor gelmeye başlar. Zira kaynakları ve sabırları tükenme noktasına gelmektedir. Ve o sırada Kral Odysseus aklını kullanır ve savaşın kaderini belirler.

Truva Savaşı | Truva Atı Hikayesi
Truva Atı Hikayesi

Görsel yapay zeka motoru Gemini‘nin Banana Pro modeli tarafından oluşturulmuştur.

Odysseus’un emriyle dev bir tahta at yapılır, savaştan çekiliyor gibi bir mesaj verilerek gemiler kıyıdan uzaklaştırılarak gizlenir. Yunanlıların en seçkin savaşçıları Truva atının içine gizlenir. Bir hediye olarak sunulan bu at, Truva tarafında bazıları için yok edilmeli şeklinde düşünülse de en nihayetinde Truva atı şehre getirilir ve Truvalılar, savaşı kazandıklarını düşünerek geceye kadar eğlenirler.

Gece olunca yorgun ve sarhoş düşen Truvalıların bu zayıflıklarından yararlanacak olan Akhalılar; atın içerisinden çıkar, kapıları gizlenmiş olan orduya açar, ordu şehre girer ve on yıl boyunca yıkılmayan Truva bir gecede içeriden yıkılır.

Akhilleus’un Ölümü

Akhilleus’a neden Aşil dediğimi şimdi bu hikâyede daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. Apollon’un hizmetkarlarından Briseis’i kendisine köle alması ve-daha sonra Briseis’te ona aşık olmuştur-tapınakta öldürdüğü rahiplerden dolayı Apollon tarafından lanetlendiği düşünülen Aşil, Truva savaşı sırasında Prens Paris tarafından, topuğundan yani isminin geldiği Aşil tendonundan vurularak,-burada lanetlendiği Apollon tarafından da okun, Aşil’in topuğuna gitmesi için yardım ettiği düşünülüyor- hayatını kaybetmiştir.

Truva Savaşı | Akhilleus'un Ölümü
Akhilleus’un Ölümü

Görsel yapay zeka motoru Gemini‘nin Banana Pro modeli tarafından oluşturulmuştur.

Ölümsüz olduğunu düşünüldüğünü başta ifade etmiştim. Ama Akhilleus’un hikayesinde, annesi Thetis’in Aşil doğduktan hemen sonra aşil tendonundan tutarak onu denizde yıkaması ve kutsaması, ancak yalnızca tutmuş olduğu aşil tendonuna gelen topuk kısmının kuru kalması nedeniyle yalnızca oradan alınacak bir darbe sonrasına öleceğini bilmekteyiz.

Truva Savaşının Karakterleri

Yazıyı bitirmeden önce, Truva Savaşının önemli karakterlerini de söylemem gerekir diye düşündüm. Çünkü savaşın kaderini etkileyen önemli karakterlerdi.

Akhalar (Yunanlar)

  • Agamemnon – Mykene Kralı, Akha ordusunun başkomutanı
  • Menelaos – Sparta Kralı, Helen’in eşi
  • Akhilleus – En güçlü Akha savaşçısı, yarı tanrı
  • Patroklos – Akhilleus’un en yakın dostu
  • Odysseus – Ithaka Kralı, zekâ ve strateji ustası
  • Ajax (Telamonios Ajax) – Güçlü ve onurlu savaşçı
  • Nestor – Bilge kral, deneyimiyle öne çıkar
  • Diomedes – Cesaretiyle tanınan genç savaşçı

Truvalılar

  • Priamos – Truva Kralı
  • Hekabe – Truva Kraliçesi
  • Hektor – Truva’nın en büyük savunucusu
  • Paris (Aleksandros) – Helen’i Truva’ya getiren prens
  • Aeneas – Truva kahramanı, savaş sonrası soyun devamı
  • Andromakhe – Hektor’un eşi
  • Kassandra – Kehanetleri kimseye inandıramayan prenses
  • Laokoon – Truva Atı’na karşı uyarıda bulunan rahip

Savaşa Müdahalesi Olan Tanrılar

  • Zeus – Tanrıların kralı, dengeyi gözetir
  • Hera – Akhalardan yanadır
  • Athena – Akhalardan yanadır
  • Afrodit – Paris ve Truvalılardan yanadır
  • Apollon – Truvalıların koruyucusudur
  • Ares – Savaş tanrısıdır ve savaş süresince taraf değiştirir
  • Poseidon – Akha gemilerinin güvenliğini sağlamaktadır

Peki hiçbir yerde rastlamadığımız o ihtimal, Truva yıkılmasaydı ne olurdu?

Truva Savaşı Kaybetmeseydi Ne Olurdu?

İlk olarak Yunan mitolojisindeki anlatı eksik kalırdı. Homeros’un İlyada Destanı ya olmaz ya da hikayenin bu ihtimaline karşın yazılırdı. Tahta at miti ya ortaya hiç çıkmaz ya da ortaya çıksa dahi düşmanlarından gelen hediye kabul edilemez gibi bir argüman ortaya çıkabilirdi. Truva efsanesi olmaz, Odysseus’un eve dönüş hikayesi daha farklı olur ya da hiç olmazdı.

Troya’nın en önemli savaş kahramanlarından birisi olan Aeneas, Truva’dan kaçmak zorunda kalmaz ve Roma İmparatorluğu belki de kurulmazdı. Böylelikle de Roma Mitolojisi de ortaya çıkmayabilirdi. Ayrıca Doğu ve Batının dengesi, Truva’nın yerinde kalmasıyla erkenden değişirdi. Yunanlı devletler kültürel merkez olma konusunda zorlanabilirdi. Anadolu-Ege ticaretinin kilidi olan Truva, ayakta kalacağı için doğu ve dolayısıyla da Anadolu medeniyetleri daha çok güçlenebilirdi.

Tabii ki bunları yalnızca bir varsayım olarak yazıyorum. Peki biz hikayeye geri dönecek olursak, Truva Savaşı sonrasında neler oldu?

Truva Savaşı Sonrası

Yıkım beraberinde birçok korkunçluğu getirir. Şehir yıkılır, geride kalan erkekler öldürülür, kadınlara tecavüz edilir ve köle olarak alınır. Bebekler ise surlardan atılarak ya da ateşin içinde diri diri yakılır. Truvanın prensesleri köle olarak esir edilir. Bununla ilgili en bilgilendirici hikaye Euripides Tragedyası Truvalı Kadınlar kitabında anlatılmaktadır.

Truva’dan sağ kurtulanlardan olan Aeneas ve ailesi ise önce Antandros’a gider ve oradan denize açılırlar. Rüzgarında etkisiyle kendilerini Kartaca’da bulurlar. Daha sonra Orta İtalya’ya geçeceklerdir ve Aeneas’ın torunları Roma kentini kuracaklardır. Böylece Truva’nın ruhu yaşamaya devam edecektir.

Diğer tarafta ise Akhalıların savaşın başında ve eve döndüklerinde oldukları kişiler daha farklı karakterler olacaklardır. Bu psikolojik yıkımı yaşayacaklardır. Yunan ordusunun bazı askerleri ise evlerine hiç dönemeyecek ve dönüş yolunda tanrıların gazabına uğrayacak ya da kendi aralarında ki çatışmalara yenik düşeceklerdir.

Kaynakça ve Öneri

Bu antik metinle ilgili daha fazla bilgi almak için lütfen şu kaynaklara da göz atmayı unutmayın;

  • Homeros – İlyada ve Odysseia Kitapları
  • Euripides – Truvalı Kadınlar
  • Heinrich Schliemann’ın Truva Kazıları ve Manfred Korfmann’ın Çalışmaları
  • Çanakkale’de Bulunan Troya Müzesi
  • Troya Filmi, 2004 yılında yapılan bu film truva savaşına dair birçok bilgi içermektedir

Önerilen makaleler