Kaşkalar Kimdir? Anadolu’nun Gizemli Kavmi

Kaşkalar
Share the article 👇

Kaşkalar, Tunç Çağı’nda (M.Ö. 2. binyıl) Anadolu’nun kuzeyinde, özellikle Karadeniz’in dağlık iç kesimlerinde yaşamış bir kavimdir. Onlar hakkında bildiklerimizin neredeyse tamamı Hitit çivi yazılı belgelerinden gelmektedir. Kaşkalar kendilerine ait bir yazılı kültür bırakmadıkları gibi herhangi bir arkeolojik kalıntı da bırakmamışlardır.

Ayrıca ilginizi çekebilir: İlluyanka Miti: Hitit Mitolojisinde Yılan

Kaşkalar Dönemi Harita
Kaşkalar – Hitit Dönemi Şehirleri

Coğrafi Konum ve Yaşam Tarzı

Kaşkalar, bugünkü Samsun, Sinop, Kastamonu, Amasya ve Çorum’un kuzeyini kapsayan sarp ve dağlık bölgelerde yaşamışlardır. Yerleşik bir devlet düzeninden ziyade, yarı göçebe ve kabile bazlı bir yapıya sahiptiler. Bu durum, Hitit ordusunun onları tamamen yok etmesini imkansız kılıyordu; çünkü saldırı anında dağlara çekilip izlerini kaybettiriyorlardı.

Hititlerin “Ezeli Düşmanı”

Hitit metinlerinde Kaşkalar; “barbar”, “yağmacı” ve “yemin bozan” olarak nitelendirilir. Hititlerin kutsal şehri Nerik’i ele geçirmiş ve uzun süre ellerinde tutmuşlardır. Hatta bir dönem Hitit başkenti Hattuşa’yı yakıp yıktıkları ve krallığı ciddi bir varoluş krizine soktukları bilinir.

Hititliler, Kaşkalarla karşılaştırıldığında iyi organize edilmiş ve gelişmiş bir toplumdu. Hititler zaman içinde Kaşka kasabalarını ele geçirmek, garnizonlar kurmak ve vergi toplamak gibi sert yöntemlerin yanı sıra; antlaşmalar yapmak ve Kaşkaları sınır muhafızı olarak kiralamak gibi diplomatik yöntemler de denemişlerdir.

Siyasi Yapı

Merkezi bir kralları yoktu. Hititler onlarla barış yapmak istediğinde, her kabile reisiyle ayrı ayrı anlaşmak zorunda kalıyordu. Bir kabilenin verdiği söz, diğerini bağlamadığı için barış ortamı asla kalıcı olmuyordu.

Geçimleri

Kaşka Kavmi - Hititlerin Düşmanı
Kaşkalar – Hititlerin Düşmanı

Dağlık bölgede yaşadıkları için temel geçim kaynakları hayvancılık ve dokumacılıktır. Ayrıca Hitit topraklarına yaptıkları seferlerle tahıl ve ganimet elde ediyorlardı. Bazı dönemlerde Hitit ordusunda paralı askerlik yaptıkları da görülmüştür.

Hititliler düzenledikleri baskınlarda Kaşkaların sürülerini çalarak onlara zarar veriyorlardı. Örneğin II.Murşili bir gece baskınıyla Timmuhala kentine Kaşkalar fark etmeden baskın yapmıştı. Buradaki Kaşkaları yakalamış ve sürülerine el koymuştu.

Hititliler birçok tablette Kaşkalara lanet okumuşlardır. Bu lanetlerin içinde sığırlarının ve kendilerinin kısırlaşması ve bağlarının yok olması gibi beddualar vardır. Yine başka bir tablette Kaşka seferinden dönüşte getirdikleri malları sayarken şaraptan bahsetmişlerdir. Bu durumda Kaşkaların şarap ürettiği sonucunu çıkarabiliriz. Ayrıca tüccar Kaşkaların var olduğunu da yine bir Hitit-Kaşka anlaşmasından biliriz. Anlaşmaya göre Kaşkalı tüccar valinin izin verdiği yerlerde ticaret yapabilecektir. Anlaşmalarda Kaşkaların ne gibi ürünler sattığı belirtilmemektedir.

Ayrıca ilginizi çekebilir: İskitlerin Gizemli Tarihi Aydınlanıyor: Esrar ve Afyonun İzleri

Hitit Eski Krallık Dönemi ve Kaşka Tehdidi

Nerik Oymaağaç Höyük - Hitit ve Kaşka arasında kalan şehir
Nerik Oymaağaç Höyük – Hitit ve Kaşka arasında kalan şehir
  1. Labarna I ve I. Hattuşili Dönemi (M.Ö. 1680–1620): Kaşkalar, Yeşilırmak’ı geçerek Hitit topraklarına sızmaya çalışmıştır. I. Hattuşili’nin Kaşka toprakları sayılan Karadeniz kıyısındaki Zalpa gibi bölgelere seferler düzenlediği tahmin edilmektedir.
  2. I. Murşili Dönemi (M.Ö. 1620–1590): Suriye ve Fırat üzerine sefere çıkmayı planlarken, muhtemelen artan Kaşka saldırıları nedeniyle rotasını Kuzey Anadolu’ya çevirmek zorunda kalmıştır.
  3. I. Hantili Dönemi (M.Ö. 1590–1560): Kaşka akınlarını durdurabilmek için Hititlerin kuzey sınırına bir savunma hattı (duvar) inşa edilmiş; başkent Hattuşa ve diğer önemli şehirler tahkim edilmiştir. Bu dönemde Tiliura şehri Kaşkalar tarafından yıkılmıştır.
  4. I. Zidanta Dönemi (M.Ö. 1560–1550): Tehdit artarak devam etmiş ve Hititlerin kutsal şehri Nerik, Kaşkalar tarafından yerle bir edilmiştir.
  5. Ammuna Dönemi (M.Ö. 1550–1530): Hitit otoritesini yeniden kurmak amacıyla, ileride Kaşka topraklarının merkezi olacak “Tipiya” gibi düşman bölgelere çok sayıda sefer düzenlenmiştir.
  6. Telipinu Dönemi (M.Ö. 1525–1500): Hatenzuwa ve Tapapanuwa gibi bölgelere saldırılar devam etmiş ancak Hitit müdahalelerine rağmen, özellikle Nerik civarındaki Kaşka baskısı kırılamamıştır.

Hitit İmparatorluk Dönemi ve Kaşka Mücadeleleri

Hitit Kralı Şuppiluliuma
Hitit Kralı Şuppiluliuma
  1. I./II. Tuthaliya Dönemi (M.Ö. 1400–1390):
    • Hitit kralı batıda (Aššuwa) savaşırken Kaşkalar Hitit topraklarına sızmıştır.
    • Kral geri döndüğünde Kaşkaları kuzeye sürmüş ve kendi topraklarında bozguna uğratmıştır.
    • Önemli Olay: Mısır Firavunu II. Amenhotep ile yapılan ve Kaşkalıların (“Kurustama Adamları”) Mısır kontrolüne gönderilmesini de içeren Kurustama Antlaşması bu döneme tarihlendirilir.
  2. I. Arnuwanda ve Kraliçe Aşmunikal Dönemi (M.Ö. 1390–1380):
    • Hitit tarihinin en karamsar belgelerinden olan “Arnuwanda ve Aşmunikal Duaları” bu dönemde yazılmıştır. Kaşkaların kutsal toprakları ve şehirleri yağmalamasından yakınılır.
    • Bu dönem, Hitit gücünün zayıflamaya başladığı ve Kaşkaların Hitit merkezine saldırı yapmak için stratejik üsler kazandığı bir süreçtir.
    • Kaşkalarla ekonomik ilişkileri, savunma iş birliğini ve esir değişimini düzenleyen ilk yazılı antlaşmalar bu dönemde yapılmıştır.
  3. I. Şuppiluliuma Dönemi (M.Ö. 1350–1322):
    • Ünlü fatih Şuppiluliuma, Kaşkaları geri püskürterek kaybedilen şehirleri geri almış ve kuzey sınırlarını genişletmiştir.
    • Kritik Bilgi: Kaşka lideri Piyapili bu dönemde öldürülmüştür.
  4. II. Murşili Dönemi (M.Ö. 1321–1295):
    • Karadeniz bölgesine çok şiddetli seferler düzenlemiştir. Kaşka şehirlerini yakmış, sivil halkı esir almış, hayvan sürülerine el koymuş ve halkı Hitit topraklarına zorunlu göçe tabi tutmuştur.
  5. III. Hattuşili Dönemi (M.Ö. 1267–1237):
    • Kaşka topraklarına ve çevre şehirlere (örneğin Şuhurriya) çok sayıda sefer düzenleyerek kontrolü sağlamıştır.
    • Askeri Gelişme: Bu dönemde Hititler, Kaşkaların savaş arabası (chariot) birliklerini belirli bir ölçüde kontrol altına almayı başarmışlardır. Bu askeri güç, daha sonra Mısır Firavunu II. Ramses’e karşı yapılacak olan (Kadeş Savaşı gibi) savaşların hazırlık sürecinde önemli bir rol oynamıştır.

Hititlerin Gözünden Kaşkalar

Kaşka kavminden bahseden Hitit yazıtları
Kaşka kavminden bahseden Hitit yazıtları

Kaşkalar, Hitit kayıtlarında ilk kez MÖ 15. yüzyıl ortalarında (II. Hantili dönemi) kutsal Nerik şehrini tehdit eden bir güç olarak ortaya çıkmıştır. II. Tudhaliya (MÖ. 1430 civarı) onlara sefer düzenlediğinden bahseder. I. Arnuwanda (MÖ 1390 civarı) döneminde ise imparatorluğun kuzeyindeki stratejik şehirleri ele geçirerek Hititleri haraç ödemeye zorlamışlardır. Yaklaşık MÖ 1330 civarında çekirgelerin Kaşka tahıllarını yemesi üzerine kıtlık dönemi başlar. Aç kalan Kaşkalar, Hititlerin diğer düşmanlarıyla birleşerek Hitit başkenti Hattuşa’yı ve ikinci başkenti Şapinuva’yı yerle bir ederek imparatorluğu çöküşün eşiğine getirmişlerdir. Şuppliluliuma I (MÖ 1375-1350) döneminde on iki Kaşka kabilesi Piyapili adında bir lider altında birleşti, ancak Piyapili Suppiluliuma’ya karşı koyamadı.

II. Muršili dönemi (MÖ 1321–1295), Hititlerin ezeli düşmanı olan Kaşkalarla mücadelenin zirveye ulaştığı dönemdir. Muršili’nin tahta çıktığı ilk yıllardan itibaren yazdığı yıllıklar (Anallar), kuzeydeki bu amansız kabilelerle yapılan bitmek bilmeyen seferlerle doludur. Hükümdarlığının ilk yılında Turmitta ve İşhupitta bölgelerindeki Kaşka kentlerini dize getirerek buralardan düzenli asker gönderilmesini sağlayan Murşili, stratejik bir başarı elde etmiştir. İkinci yılında ordusunun bir kısmını Asur tehdidine karşı güneye göndermek zorunda kalsa da, kuzeyde isyan eden Tipiya ve Kamama gibi bölgelerdeki direnişleri sert bir şekilde bastırmış, kaçan isyancı liderlerin öldürülmesini sağlayarak bölgedeki Hitit hakimiyetini yeniden tesis etmiştir.

Takip eden yıllarda Murşili, hem batıdaki Arzawa seferleri sırasında arkadan saldırıya uğramamak hem de kuzey yollarının güvenliğini sağlamak için Kaşkalarla mücadelesine devam etmiştir. Beşinci ve altıncı yıllarında, stratejik öneme sahip Aşharpaya Dağı ve Ziharriya bölgelerini Kaşka işgalinden temizleyerek Hattuşa üzerindeki baskıyı hafifletmiştir. Bu süreçte sadece askeri güç kullanmakla kalmamış, aynı zamanda düşmanın hasat rezervlerini yok ederek lojistik açıdan da onları zayıflatma yoluna gitmiştir.

Hükümdarlığının yedinci yılında Murşili, Kaşka tarihinde benzeri görülmemiş bir tehdit olan Pihhuniya ile karşı karşıya gelmiştir. Normalde dağınık yaşayan Kaşkaların bir “krallık” tarzında Pihhuniya liderliğinde birleşmesi, Hititler için varoluşsal bir tehlike yaratmıştır. Murşili, diplomatik çözüm teklifini reddeden Pihhuniya’yı ağır bir yenilgiye uğratıp esir alarak Hattuşa’ya götürmüştür.

Pitaggatalli vakası, II. Muršili’nin Kaşka kabilelerine karşı yürüttüğü en zorlu askeri operasyonlardan biridir. Kaşka lideri Pitaggatalli, alışılagelmiş küçük çete gruplarının aksine, 9000 kişilik büyük ve organize bir orduyla Muršili’nin karşısına çıkarak Hititler için ciddi bir tehdit oluşturmuştur. Muršili, bu gücü kırmak için gece boyunca gizlice yürüyerek baskın taktiği uygulamış; Şapidduva’daki muharebeyi kazandıktan sonra kaçan düşmanı Elluriya Dağları ve Dahara Irmağı boyunca amansızca takip etmiştir. Fırtına Tanrısı’nın yardımıyla zaferini perçinleyen kral, bu seferle hem bölgedeki Kaşka direnişini kırmış hem de Muršili’ye destek vermeyen Kalaşma gibi sadakatsiz müttefiklerin cezalandırılmasına giden süreci başlatmıştır.

Aparru (Apurru) vakası, II. Murşili’nin Kaşka liderlerine karşı kazandığı diplomatik ve askeri zaferlerin en karakteristik örneklerinden biridir. Metinlerde Aparru, başlangıçta Hitit kralına bağlılık yemini eden ancak Murşili’nin başka cephelerdeki meşguliyetini fırsat bilerek isyan eden güvenilmez bir lider olarak tasvir edilir. Pitagalli bölgesindeki Kaşkaları organize eden Aparru, Hititlerin kuzeydeki stratejik kalelerine saldırarak büyük bir yıkım başlatmıştır. Murşili bu ihaneti sadece askeri bir saldırı değil, tanrılar huzurunda verilen “güneş yemini”ne bir hakaret olarak görmüş ve bizzat bölgeye yürümüştür.

Murşili’nin sert müdahalesi sonucunda Aparru’nun birleşik güçleri dağıtılmış, kale ve yerleşim yerleri yakılarak Kaşka direnişi kırılmıştır. Bu vakayı diğerlerinden ayıran en önemli sonuç, Murşili’nin bu isyanın ardından “yemin tutmayan” Kaşkalara karşı çok daha sert bir denetim mekanizması kurmasıdır. Ele geçirilen Aparru taraftarları Hattuşa’ya esir olarak götürülmüş ve bu olaydan sonra Hitit idaresi, Kaşka kabilelerini daha sıkı kontrol altında tutabilmek için bölgeye daimi garnizonlar yerleştirip rehinelik sistemini ağırlaştırmıştır.

Antik Mısır’ın Gözünden Kaşkalar

Kaşka kavminden bahseden Amarna Mektupları
Kaşka kavminden bahseden Amarna Mektupları

Kurustama Antlaşması, dünyanın o dönemdeki en büyük iki gücü olan Mısır ve Hitit İmparatorlukları arasında yapılmış, Kaşkaların dünya siyasetinde bir referans noktası haline geldiğini gösteren en eski diplomatik kanıttır. Günümüze orijinal bir kopyası ulaşmamış olsa da, II. Murşili ve II. Ramses’in yazıtlarındaki atıflardan varlığı bilinen bu antlaşmanın, muhtemelen 15. yüzyılın sonlarında Hitit Kralı I./II. Tuthaliya ile Mısır Firavunu II. Amenhotep arasında imzalandığı düşünülmektedir. Antlaşmanın merkezinde yer alan ve “Hitit’in oğlu” olarak anılan “Kurustama Adamları”, Hitit egemenliği altındaki Kaşka bölgesinden gelen ve her iki imparatorluk tarafından askeri yetenekleri takdir edilen seçkin bir savaşçı grubudur.

Bu antlaşma ile Kaşkalar, Hititler için sürekli bir tehdit olmaktan çıkarılıp Mısır’a gönderilen birer “destek birliği” (vassal asker) haline getirilmiş; böylece Mısır, Levant bölgesindeki hakimiyetini pekiştirmek için Kaşkaların dağlık ve ormanlık alanlardaki savaş uzmanlığından yararlanmıştır.

Amarna Mektupları (EA 1), Kaşkaların antik dünyadaki düşük sosyal statüsünü çarpıcı bir diplomatik krizle gözler önüne serer. Babil Kralı, Mısır’a gönderdiği prenses kardeşinin akıbetinden şüphe edince Firavun III. Amenhotep’e sert bir mektup yazar. Elçilerinin sarayda gördüğü kadını tanıyamadığını belirterek, Firavun’un kendisini kandırdığını ima eder. III. Amenhotep ise bu suçlamaya çok daha ağır bir karşılık verir: “Elçilerinin gördüğü o kadın, olsa olsa fakir bir köylünün veya sıradan bir Kaşkalının kızıdır!” Bu ifade, Kaşkaların o dönemde büyük imparatorluklar nezdinde bir prensesle asla yan yana getirilemeyecek kadar “alt tabaka” ve “barbar” görüldüğünü kanıtlar.

Öte yandan III. Amenhotep, Arzawa Kralı Tarhundaradu’ya yazdığı mektupta (EA 31), sadece bir Arzawa prensesiyle evlenmek istediğini belirtmekle kalmaz; aynı zamanda kendisine “Kaşka ülkesinin insanlarını” göndermesini ister. III. Amenhotep’in Kaşkalara bakışı, dedesi II. Amenhotep’in saf askeri yaklaşımından farklı olarak, daha çok faydacı bir “insan kaynağı” yönetimine dayanıyordu.

Kaşkaların merkezi bir liderliği veya yazılı bir dili olmadığı için onlarla doğrudan iletişim kuramayan Firavun, bu halkı Hititlerin o dönemki zayıflığından yararlanarak komşu Arzawa Krallığı üzerinden talep etmiştir. Firavun için Kaşka halkı sadece savaşçı birer müttefik değil, aynı zamanda Mısır’daki devasa inşaat projeleri, tarım, dokumacılık ve ev hizmetleri gibi alanlarda kullanılacak fiziksel gücü yüksek bir iş gücüydü. Kaşkaları siyasi bir muhatap olarak değil, Mısır’ın görkemli imar faaliyetleri için gerekli olan kıymetli bir “doğal kaynak” gibi gören III. Amenhotep, bu nedenle Mısır’a sadece askerlerin değil, kadın ve çocukların da dahil olduğu toplu grupların gönderilmesini istemiştir.

II. Ramses, hükümdarlığının 5. yılında gerçekleşen Kadeş Savaşı’nı, Mısır’ın dört bir yanındaki tapınaklara işleterek tarihte eşi benzeri görülmemiş bir propaganda çalışmasına imza atmıştır. Savaş aslında bir beraberlikle sonuçlanmış olsa da, firavun bu kayıtlar aracılığıyla hem halkının milliyetçi duygularını pekiştirmiş hem de yabancılara gözdağı vermiştir. Bu yazıtlardaki en dikkat çekici değişim ise Hititlerin müttefiki olan Kaşkalar (Kškš) hakkındaki algıdır; daha önce sadece gerilla savaşçısı veya basit işçiler olarak görülen Kaşkalar, bu kayıtlarda ilk kez kendi savaş arabalarına ve “Maryannu” adı verilen seçkin bir savaşçı sınıfına sahip, organize bir güç olarak tanımlanmıştır.

Karadeniz kıyısındaki bu halkın at yetiştiriciliği ve metal işçiliği gibi ileri düzey beceriler geliştirdiği Mısır kayıtlarına yansımış olsa da, savaş sonunda esir düşen Kaşkalar, Mısır ve Hitit arasındaki büyük güç dengesinde birer piyon olarak kalmaya devam etmişlerdir.

II. Ramses ile Hitit prensesi arasındaki evlilik süreci, Kaşkaların antik dünyadaki statüsüne dair ezber bozan bir bakış açısı sunmaktadır. Geleneksel olarak bu süreçte Mısır’a gönderilen Kaşkalar sadece “savaş esiri” veya “köle” olarak nitelendirilse de, güncel değerlendirmeler bu grubun prensesin yolculuğu sırasında özel koruma birliği (bodyguard) olarak görev yapmış olabileceğini göstermektedir. Hitit kraliçesi Puduhepa’nın mektuplarında geçen güvenlik uyarıları ve daha önce bir Hitit prensinin (Zannanza) Mısır yolunda öldürülmesi tecrübesi, Hititlerin bu önemli kafileyi korumak için en yetenekli savaşçılarını görevlendirdiğini düşündürmektedir. Bu bağlamda, Kaşkaların sadece köle olarak değil, aynı zamanda Pi-Ramses şehrindeki Hitit tarzı savaş arabası garnizonlarında eğitim gören ve prensese eşlik eden onur muhafızları olarak Mısır sarayına dahil oldukları ihtimali güçlenmektedir.

Ayrıca ilginizi çekebilir: Kumarbi Miti: Doğum Şarkısı

Peki Kaşkalar Ne Düşünüyordu?

Kaşkalar kendileri hakkında konuşmuş olsalardı, kendilerini küçük gruplar halinde koyun ve keçi güden, hayvanlarını Karadeniz’e dökülen Kızılırmak (Yunanca’da Halys olarak bilinir) gibi nehirlerin alçak deltalarında otlatan barışçıl göçebeler olarak tasvir edebilirdiler. 2 Ve bize, sürülerini bereketli nehir kıyıları boyunca güneye doğru takip ederek bir otlak alanından diğerine geçerken, güneydeki komşularının kendilerine doğru genişlemesinden endişe duyduklarını anlatabilirlerdi. Hafif teçhizatlı Kaškean kabilelerinin, iyi eğitilmiş, iyi silahlanmış birlikleriyle güçlü ve köklü Ḫatti’yi göçebe yaşam tarzlarının özgürlüğüne yönelik artan bir tehdit olarak gördüklerini hayal edebiliriz.

Bilinen Kaşka Liderleri

Hitit Başkenti Hattuşa
Hitit Başkenti Hattuşa

Hitit kaynakları, Kaşkaları genellikle merkezi bir otoriteye sahip olmayan, “evleri dağınık” kabileler topluluğu olarak tanımlasa da Pihunniya, bu geleneği yıkarak Kaşka tarihinde “krallık” yetkisine yaklaşan yegâne liderdir. M.Ö. 1300 civarında, Tipiya ülkesinden yükselen Pihunniya, dağınık Kaşka boylarını tek bir sancak altında birleştirmeyi başarmış ve Hitit İmparatorluğu’nun “Yukarı Memleket” olarak adlandırdığı stratejik İç Karadeniz bölgelerini işgal etmiştir. II. Murşili‘nin yıllıklarında Pihunniya’dan, Kaşka örfüne aykırı olarak bir “kral gibi” hüküm süren ve Hititlerin barışçıl toprak iadesi taleplerini küstahça reddeden en dişli düşman olarak bahsedilir. Ancak bu yükseliş, Murşili’nin Tipiya’yı yakıp yıkması ve Pihunniya’yı esir alarak Hattuşa’ya götürmesiyle trajik bir şekilde son bulmuştur.

Pihunniya dışında Hitit metinlerinde adı geçen diğer liderler, genellikle gerilla taktikleri ve ani baskınlarla tanınan bölgesel şeflerdir. Bunlar arasında en dikkat çekenleri, II. Murşili’nin ilk yıllarında büyük isyanlar başlatan Pazzanna ve Nunnul‘dur; bu ikili, Tagaspa şehrini üs edinerek Hititlerin kuzey savunmasını sarsmışlardır. Bir diğer önemli figür olan Pittaggatalli, Hitit ordusuna karşı doğrudan meydan okumak yerine gece baskınları ve sarp arazi pusularını ustalıkla kullanarak Karadeniz’in ormanlık coğrafyasını bir silaha dönüştürmüştür. Son olarak, Pihunniya’nın düşüşünden sonra ortaya çıkan Tarhini, Kaşka direnişini yeniden örgütlemeye çalışmış ancak o da Hitit ordusunun disiplini karşısında tutunamayarak esir düşmüştür.

Ayrıca ilginizi çekebilir: Nartlar Asetin Halk Destanı Özet

KAYNAKLAR

[1] From the Nile to the Black Sea, Egypt’s View of Kaska During the New Kingdom, Emad Abdel Azeem

[2] Hitit Döneminde Bir Anadolu Halkı Kaşkalarda Üretim ve Ticaret, Leyla Murat

[3] II. Murşili Dönemi, Metin Alparslan

[4] Kaşkalar, Wikipedia

Önerilen makaleler