Gılgamış Destanı
Share the article 👇

Gılgamış Destanı: İnsanlığın En Eski Yolculuğu

Büyük kısmı Akadça Çivi yazısı ile yazılmış on iki tabletten oluşmuş olan Gılgamış Destanı, en eski edebi eserlerden biri olarak kabul edilmektedir. Mezopotamya topraklarında doğan bu destan, yalnızca ölümsüzlüğü arayan birinin maceralarına değil; aynı zamanda ölüm, dostluk, bilgelik ve insan olmak gibi evrensel temalara da dikkat çekmektedir.

Gılgamış Kimdir?

En yetkin biçimde yaratılan Gılgamış’a; Güneş Tanrısı Şamas erdemlerin en yükseğini ona bağışlamış, yeraltındaki suların tanrısı EA ona bilgelik vermiştir. Gılgamış, omuzlarına kadar inen gür, dalgalı laciverte çalan parlak siyah saçlı, kara gözlü, bıyıkları ve yanaklarından sarkan uzun sakallarıyla oldukça yakışıklı ve güçlü bir görünüşe sahiptir. Bundan dolayı halk tarafından tanrısal kabul edilmiş ve annesinin Tanrıça Ninsun, babasının kendinden önceki kral Lugalbanda olduğuna inanılmıştır.

Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı | Gılgamış Kimdir?

Görselin kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Uruk Kralı Gılgamış

Rivayete göre; dedesi kral Emmerkar’a bir falcı ilerde kızının bir oğlu olacağı ve bu çocuğun kendisini öldüreceği kehanetinde bulunur. Bunun üzerine kral kızını bir kuleye kapatır ancak kızı yinede hamile kalır ve çocuğunu doğurur. Kulenin bekçisi bebeği kuleden atar fakat onu bir kartal kurtararak bir hurma bahçesine bırakır. Bebeği bulan bahçıvan olu alır ve evine götürür ve bebeğe “her şeyi gören ve bilen” anlamına gelen “Gılgamış” ismini verir.

Gılgamış büyüyünce bahçıvanın yanından ayrılarak şehir şehir dolaşmış ve nihayetinde Uruk şehrine gelmiştir. Uruk şehrinin kralının çocuksuz ölmesinden dolayı görünüşüne hayran kalan Uruk halkı Gılgamış’ın kral olmasını istemiş ve bu teklifi kabul eden Gılgamış böylelikle Uruk kralı olmuştur.

Can Dostu Enkidu

İlk zamanlar oldukça kibirli bir kral olan ve gerçek bir dostunun  olmayışından şikayet eden Gılgamış için halk, tanrılardan ona denk bir arkadaş yaratmalarını istemişlerdir. Bu yakarışları geri çevirmeyen Tanrı Anu, Tanrıça Arura’dan ona denk birini yaratmasını ister ve böylece Tanrıça Enkidu’yu yaratır ve onu kırlara bırakır. Avcı tarafından bulunan Enkidu temizlenip, giydirilir. Zamanla kendini geliştiren Enkidu’nun yolu Gılgamış ile kesişir. Enkidu ile Gılgamış’ın kavga ile başlayan  tanışmaları dostluklarının başlangıcı olmuştur.

Oldukça başarılı bir kral olan ve halkı için daha iyi şeyler yapmayı isteyen Gılgamış, orman olmayan kente daha rahat kereste getirebilmek için; “Sedir ormanlarını bekleyen canavar Humbaba’yı öldürmeyi” planlamıştır. Bunun için dostu Enkidu’dan yardım istemiştir. Nihayetinde uzun ve yorucu bir yolculuk sonrası canavarı öldürmüşler ve büyük bir gurula kente dönmüşlerdir. Kente döndüklerinde Gılgamış hem halkın hem de tanrı ve tanrıçaların gözünde de kahraman olmuştur.

Gılgamış Destanı | Gılgamış Kimdir?
Gılgamış Destanı | Gılgamış Kimdir?

Görselin kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Can Dosta Veda

Gılgamış ve Enkidu’nun dostluğu hem kendilerini hem de halkı rahatlatmış olsada bu huzur dolu günlerin biteceğinin işaretleri gelmeye başlamıştır. Tanrıça İnanna onunla evlenmek istemiş fakat Gılgamış bu teklifi geri çevirmiştir. Buna çok kızan İnanna, Tanrı Anu’dan onu cezalandırmak için gök boğasını ona vermesini ister. Tanrıça İnanna’nın baskılarına dayanamayan Tanrı Anu gök boğasını ona verir. Gök boğası kenti kırıp dökmeye, insanları öldürmeye başlayınca, Gılgamış ve Enkidu güçlerini birleştirip boğayı öldürürler. Tanrıça İnanna çok kızgındır ve öfkesinin geçmesinin en iyi yolunun, Gılgamış’ın can dostunun ölmesi olduğunun farkındadır. Enkidu’nun hemen ölmesini istemeyen İnanna onu hasta ederek yavaş yavaş acılar içinde ölmesini sağlar.

Can Dosta Duyulan Hasret

Dostunun ölümünü bir türlü kabul edemeyen ve acısını unutamayan Gılgamış onu son bir kez daha görebilmenin yollarını arar. Bu konuda tüm tanrı ve tanrıçaların kapılarını aşındıran Gılgamış’ın yalvarışlarına tanrı Enki dayanamaz ve bir çözüm yolu gösterir. Şayet Güneş Tanrısı Şamas kısa bir süreliğine yeraltına bir delik açarsa, bu delikten kısa bir süreliğine Enkidu’nun gölgesini görebilecektir. Gılgamış’ın bu fikre olan sevincini gören Tanrı Enki, Tanrı Şamas’tan bunu yapmasını ister ve iki dost kısa bir süreliğine birbirlerine kavuşur. Bu kavuşmada dostunun yeraltında çektiği acıları dinleyen Gılgamış’ın aklına kendi ölümü gelir ve ne yapıp ne edip ölümsüzlüğü bulması gerektiğini düşünmeye başlar, nihayetinde görüşme sona erer ve dostlar birbirlerine veda edip ayrılırlar.

Ölümsüzlüğe Yolculuk

 Bu görüşmeden sonra kendi ölümüne odaklanan Gılgamış, ölümsüzlüğü bulmanın yollarını aramaya başlar. Aklına daha önce duyduğu büyük tufan sonrası Utnapiştim adlı birinin ölümsüzlüğü bulduğu bilgisi gelir. Ondan nasıl ölümsüz olunacağını öğrenmek için yollara düşer. Yolculuğunda Masu Dağı’nın kapısında nöbet tutan akrep adamlarla karşılaşır. Akrep adamlar ona neden bu kadar zorlu bir yolculuğa çıktığını sorarlar. Gılgamış’ın durumu anlatmasıyla, kapıyı açar ve ona geçmesine izin verirler. Yola koyulan Gılgamış, Güneş Tanrısının bahçesine ulaşır ve oradan yürüyerek deniz kıyısına gelir.

Burada, Siduri ile karşılaşır ve ona da aynı kaygılarını ve korkularını anlatır. Siduri’nin; insanların kaderinin ölüm olduğunu ve hayatı dolu dolu yaşaması gerektiğini söylemesine rağmen Gılgamış kararlı biçimde, Utnapiştim’e giden yolu öğrenmek ister.  Bunun üzerineSiduri, onu kayıkçı Ursanabi’ye yönlendirir. Derdini anlatıp yardım isteyen Gılgamış’ı, götürmeyi kabul eden kayıkçı, yolculuk için hazırlık yapmasını ister.

Ölümle Yüzleşme ve Gerçeği Görme

Nihayetinde Gılgamış ölüm sularını geçerek Utnapiştim’in yanına gelir ve  Utnapiştim’e onu niçin aradığını anlatır. Utnapiştim; Büyük Tufandan tanrıların yardımıyla nasıl kurtulduğunu, hiçbir şeyin sonsuz olmadığını, ölümün yaşamın bir parçası olduğunu dolayısıyla ölümsüzlüğün insanlar için mümkün olmadığını anlatır. Ölümsüzlüğün sırrını vermeyen Utnapiştim sadece gençliğin sırrını onunla paylaşır. Yaşadığı yere geri dönmeye karar veren Gılgamış, yolculuk bitiminde kent surlarına bakarak Uruk için yaptıklarını hatırlar.

Böylece ölümsüzlüğe bırakılan eserler ve hatıralarla ulaşılacağını fark eden Gılgamış; tanrıların yardımıyla insanların hafızasından silinmeksizin kalmanın gerçek ölümsüzlüğü bulmanın en önemli yolu olduğunu anlar.

Gılgamış Destanı | Gılgamış Kimdir?
Gılgamış Destanı | Gılgamış Kimdir?

Görselin kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Sonuç

Yaşam ve ölüm kavramları karşısında merak ettiği sorular ve gücünü aşan konular karşısında, tarih boyunca insanoğlu kendince çözümler aramış. Bu çözümlerden biride olağanüstü unsurlarla süsleyerek oluşturdukları destanlar ve efsaneler olmuştur. Bu destanlardan biride Gılgamış Destanı’dır. Ölümsüzlüğü bulmak için yolculuğa çıkan Gılgamış, binlerce yıl önce yazılmış olmasına rağmen, günümüzde bile;

İnsan olmak ne demektir?
Hayatın anlamı nedir?
Ölümle nasıl barışılır?

Şeklinde aynı soruları sordurmaktadır.

Yazarın sitemizdeki diğer içeriklerini okumak için tıklayınız.

Kaynakça

N. K. Sanders     “THE EPIC OF GILGAMESH” Assyrian International News Agency Books Online

Benjamin R. Foster (2019).  “The Epic Oe Gılgamesh” A New Translation Analogues Criticism And Response.

Muazzez İlmiye Çığ    “Atatürk Okulu – Gilgameş Destanı”

Sait Bir (2019).   “GILGAMIŞ DESTANI” Remzi Kitabevi,1.basım.

 Sait YILTER (2017). “ Gılgamış Destanı (Enome Eniş) Ve Altay Türklerine Ait “Yaratılış Efsanesi”Nde “Tanrı” Ve “Yaratılış” Kavramlarının Karşılaştırılması”. MECMUA Dergisi, Sayı: 4, sayfa: 29-40

Yazar Nuray Çağlayan Başaran’ın Academia üzerindeki makalelerini okumak için tıklayınız.

Nuray Çağlayan Başaran

Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Lisans ve YLA

Önerilen makaleler