Modernizm Doğuşu, Modern düşüncenin 17yy ile özne merkezli anlayış ile doğmuştur, Orta çağ skolastik düşüncesinin yerine tanrı merkezli düşünce yerine özne / insan merkezli bir düşünce sistemi geçmiştir.
Bu düşünce sisteminin doğmasının altında özellikle 15-16yy da Kopernik-Kepler-Galileo gibi
gök bilimcilerin güneş sistemini incelemeleri ve dünya merkezli güneş sisteminin bulunması
yatmaktadır. Aslında MS.3yy da Antik İskenderiye okulunda Coğrafyacı Batlamyus ve
Matematikçi Hypatia tarafından tespit edilen “eliptik yörünge ve güneş merkezli model”
ortaçağın karanlık dünyasında unutulmuştur. Matematik ispatlar ile yeniden keşfedilen güneş
merkezli dünya ile bilim ile kilise arasındaki gerilimin artmasına neden olmuştur.
Modernizm Doğuşu
Yaklaşık 1600 yıl boyunca egemen olan erekselci evren modeli yerine mekanik evren modeli geçmiştir.
Yine aynı dönemlerde ticaretin gelişmesi ve matbaanın bulunuşu kâğıdın insan hayatına daha
fazla girmesiyle, el yazısı ile kopyalanan eserlerin daha yaygın ve daha çok kopya ile daha çok
insana ulaşması özellikle bilimsel teorilerin, Avrupa merkezli olarak yayılması modern
düşüncenin şekillenmesine yardımcı olan önemli buluşlar arasındadır. Yine aynı dönemlerde,
kilise tarafından yasaklanan insan cesedinin incelenmeleri sonucunda kan dolaşımı, organların
fonksiyonları gibi tıp alanında da birçok buluş yapıldı.
16.yy da gökbilimcilerin peş peşe güneş merkezli evren modelini ispat etmeleri, (Galilei’nin
çalışmaları, modern düşüncenin oluşmasına önemli katkılar sağlamıştır. Galilei, doğanın,
matematik bir modelleme ile anlaşılabileceğini ileri sürmüş, eylemsizlik ilkesini ortaya
çıkartmış ve teleskobun gelişimi ile yeni bir evren tasarımını önermiştir.) bakış açısının ciddi
anlamda değişmesine neden olmuştur.

Görsel Sora adlı yapay zekaya yaptırılmıştır.
Rönesans ile Avrupa merkezli bir modernleşme çağına özne merkezli bakışa geçildi. Eğitimde
de kilise dışına çıkılması, çıtanın yükselmesine neden oldu. Kilise tarafından uygulanan
otokontrol sansür mekanizmaları ciddi anlamda etkisini yitirdi. Kilise güdümlü skolastik
görüşün yerine pozitif (bilimsel) düşünce hâkim olmuştur. Rönesans’ın yani yeniden doğuş
olarak adlandırılan süreç evrensel insan kavramını doğurdu. Klasikleşen bir süreç kendisini
sadece felsefede değil entelektüel ortamın neredeyse her alanında kendisini göstermeye başladı.
16.yy da kilise dönemin ruhuna karşı gelmemek amacıyla Michelangelo’ya (İsa’nın Apollon
gibi resmedildiği) Son Yargı ya da Kıyamet tablosunu Vatikan’ın merkezine Sistina Şapelinin
duvarına kadar girmesine neden oldu. Kilise dönemin ruhunu yakalamak için değişime hazırdı.
15.yy başlarında Giordano Bruno’yu Evrenin sonsuzluğu hakkında söylediği görüşlerinden
dolayı diri diri Roma’da yakan kilise, yüz yıl sonra Klasizm düşüncesi kilise babalarının kabul
etmek zorunda kaldıkları bir argüman olmuştur.
Bilimsel gelişmelerden doğan bakış açısı (özne merkezlilik) hem felsefede hem de sanatın
birçok alanında (resim, müzik, mimari, heykel, edebiyat…) değişime modern düşüncenin köşe
taşlarının oluşmasına neden olmuştur. Rönesans ile yeni bir insan bakışının şekillenmesi,
kilisenin etki alanını ciddi anlamda daraltmıştır.
Kilise merkezli eğitimler, kilise dışına çıkarak seküler bir kimlik kazanması, özne temelli bir
bakışın sonuçlarındandır. Aklın ve akıl yürütmenin egemen olduğu modern düşünce,
matematik kesinlik arayışı ve aklı en tepeye yerleştirmiştir. Rönesans ile başlayan düşüncede
ve hayattaki köklü değişimler, İngiltere’de Bacon ve Fransa’da Descartes ile pekişerek 18yy
Aydınlanma felsefesinin olanaklarını yaratmıştır. Kiliseden bağımsız bir felsefe ve bilimin
oluşması, insana dönülmesine neden olmuştur.
Orta çağdaki düşünce tanrının varlığı ve merkezi rolünü tarif ederken iktidarlar da gücünü Tanrıdan almaktaydı. Bu alanın 17yy ile daralmaya başlaması toplumsal mücadelelerin alanını da açmaya bireyin hakları ve toplum sözleşmelerinin doğmasına neden oldu, Cumhuriyet fikri ile Fransız Devriminin önü açan
modern düşünce hayatın her alanında kendisini göstermeye başladı.

Görsel Sora adlı yapay zekaya yaptırılmıştır.
Düşüncede oluşan bu değişimin temelinde biriken ticaret sermayesi bulunmaktaydı. Cenova,
Venedik, Floransa ve Milano’da yoğunlaşan ticaret, yeni fikirlerin doğmasına, yeni ilişkilerin
kurulmasına ve rasyonalist bakışın şekillenmesine ortam hazırladı. Feodal ilişkiler, yavaş yavaş
çözülmeye yerine kilise ile hesaplaşmaya hazır bir sınıf olan burjuvazinin doğuşuna neden oldu.
Modern düşüncenin taşıyıcısı/mirasçısı olarak tarih sahnesine çıkan burjuvazi, İngiliz sanayi
devrimi, Fransız Aydınlanması ve Alman Felsefesinin olanaklarını kullanmak konusunda üstün
bir beceri sergiledi.
Birçok etmenin bir araya gelerek oluşan modern düşünce, 14yy dan başlayarak 19.yüzyıla kadar
olan süreç modern düşüncenin hayatın her alanını ele geçirmesiyle devam etmektedir.
Bu makalenin yazarı Deniz Badem‘in diğer yazılarını okumak için tıklayınız.

