Digenes Akrites: Bir Bizans Destanı

Digenes Akrites
Share the article 👇

Digenes Akrites, Bizans dönemine ait, Orta Çağ Yunan edebiyatının en önemli destanlarından biridir. 10.-12. yüzyıllar arasında oluşturulduğu düşünülür ve Bizans-Arap sınır bölgesindeki (Anadolu’nun doğusu, Fırat havzası) yaşamı konu alır.

“Digenis”, “iki soylu/iki kandan gelen” anlamına gelir — çünkü destanın kahramanı, Bizanslı bir asilzade anneyle Müslüman bir Arap emirin oğludur. “Akritas” ise “sınır muhafızı/sınır beyi” anlamına gelir; Bizans İmparatorluğu’nun sınır bölgelerini koruyan yerel savaşçı-soylulara verilen ünvandır.

Destan, kahraman Basil Digenis Akritas’ın doğumunu, kahramanlıklarını, canavarlarla ve haydutlarla savaşlarını, aşkını (Eudokia adlı bir kızla) ve sınır bölgesindeki yaşamını anlatır. Hem Yunan hem Arap kültürel unsurlarını harmanlar.

Farklı el yazması versiyonları (Grottaferrata ve Escorial nüshaları en bilinenleridir) günümüze ulaşmıştır ve aralarında bazı içerik farklılıkları vardır.

Escorial (E) nüshası, daha eski ve “halk diline” daha yakın kabul edilir. Muhtemelen 14-15. yüzyıla ait bir kopyadır ama içeriği daha erken, sözlü/epik geleneğe daha yakın bir katmanı yansıttığı düşünülür. İspanya’daki Escorial Kütüphanesi’nde bulunduğu için bu adı alır.

Grottaferrata (G) nüshası: Daha “edebi” ve süslü bir Yunanca ile yazılmıştır. İtalya’daki Grottaferrata Manastırı’nda bulunmuştur. Genellikle Escorial’dan biraz daha geç bir döneme ait olduğu kabul edilir, ancak bazı araştırmacılar tam tersini savunur.

Grottaferrata nüshası daha uzun, daha detaylıdır. İçerik hemen hemen aynıdır. Sadece bazı bölümlerin sırası ve detayları değişir. Grottaferrata’da dini ve ahlaki unsurlar daha ayrıntılı iken, Escorial’da şiddet, savaş sahneleri ve “sınır kültürü” (akritik yaşam) daha doğrudan anlatılır.

Grottaferrata 1. Bölüm

Etiyopyalılar gibi esmer değil, aksine açık tenli ve son derece yakışıklı bir emir vardır. Türk ve Arap askerlerinden oluşan büyük bir ordu kurarak Roma topraklarına saldırır. Kapadokya’ya kadar ilerleyip bir komutanın evini basar; evdeki herkesi öldürüp evi ateşe verdikten sonra komutanın tek kızını esir alır.

O sırada kızın erkek kardeşleri sınırdadır. Katliamdan kurtulmayı başaran anne, oğullarını bulup yaşananları tek tek anlatır ve vakit kaybetmeden kız kardeşlerini kurtarmalarını ister.

Beş kardeş hiç zaman yitirmeden yola çıkar ve emirin karargâhına ulaşıp huzuruna çıkarlar. Değerli hediyeler karşılığında biricik kız kardeşlerini serbest bırakmasını isterler. Emir, kardeşlerin kız kardeşlerine duyduğu bu derin sevgiden etkilenir ve içlerinden en cesur olanıyla teke tek dövüşmek istediğini söyler: Kendisi kazanırsa erkek kardeşler de köle olacak, yenilirse kız kardeşleri de dâhil elindeki tüm esirleri onlara geri verecektir.

Kardeşler aralarında kura çeker, kura en küçükleri Konstantin’e çıkar. Diğerleri onu cesaretlendirir ve Konstantin emirle dövüşe tutuşur. Saatlerce süren çarpışmada ikisi de yaralanır, ama hiçbiri diğerine üstünlük sağlayamaz. Sonunda emir pes eder ve zaferi genç Romalıya bırakır.

Ancak emir bir oyun oynar: Kızın nerede olduğunu bilmediğini söyleyip mührünü kardeşlere verir, tüm çadırları aramalarına izin verir. Kardeşler her yeri didik didik ararlar ama kızı bulamazlar. Sonunda karşılaştıkları bir köylü, ileride bir hendek olduğunu, itaatsizlik eden esir kadınların orada öldürüldüğünü söyler. Kardeşler koşarak hendeğe gider ve tanınmaz hâle gelmiş onlarca kadın cesediyle karşılaşırlar. Gözyaşları içinde hepsini gömdükten sonra tekrar emirin huzuruna çıkarlar; kız kardeşlerini geri vermesi için yalvarırlar, aksi takdirde kendilerini de öldürmesini isterler.

Emir onlara soylarını sorar. Kardeşler, asil Roma soyundan geldiklerini, babalarının ise gammazlar yüzünden sürgüne gönderildiğini anlatırlar. Emir saldırdığı sırada kendileri sınırda orduya hizmet etmektedir. Ardından kardeşler de emire soyunu sorarlar. Emir onlara soyunu anlatır, ardından tüm Suriye’yi nasıl ele geçirdiğini ve hangi toprakları fethettiğini anlatır. Onu bugüne dek kimse alt edememiştir — kız kardeşleri hariç. Zira kız, erkek kardeşleri için yas tutmaktadır ve emir ona şimdiye dek el bile sürmemiştir. Emir, kardeşler kabul ederse kızla evlenmek uğruna Hıristiyan olabileceğini söyler.

Kardeşler kız kardeşlerini bulduklarında gözyaşlarına boğulurlar ve emirin teklifini kabul ederler. Böylece Suriye ordularını diz çöktüren emir, Romalı kızın güzelliği karşısında kendisi diz çökmüş olur.

Grottaferrata 2.Bölüm

Erkek kardeşler emiri enişteleri olarak kabul ederler. Hemen annelerine haber gönderip emirin son derece yakışıklı olduğunu belirterek endişelenmemesini söylerler.

Eve vardıklarında herkes onları neşeyle karşılar. Emirin bu denli yakışıklı olduğunu gören anne, Tanrı’ya şükreder. Emir vaftiz olur ve kızla evlenir.

Bir süre sonra emirin annesi Suriye’den oğluna bir mektup gönderir. Mektupta, geride bıraktığı ailesine ve çocuklarına herkesin düşman kesildiğinden söz eder; eğer dönmezse çocuklarının öldürüleceğini anlatır, oğlunun bu ihanetine öfkelenir ve gönderdiği atlılarla birlikte dönmesini ister.

Emir mektubu alır almaz ne yapacağını bilemez hale gelir; çocukları ve onların anneleri için içi sızlar. Sonunda yeni karısına mektuptan bahseder, annesinin tehlikede olduğunu anlatır ve birlikte gizlice Suriye’ye gidip işleri yoluna koyduktan sonra geri dönmek istediğini söyler. Kız bunu kabul eder.

Ne var ki erkek kardeşlerden biri o gece tuhaf bir rüya görür. Ertesi gün rüyada gördüğü yere gider ve orada emiri bekleyen Araplarla karşılaşır; böylece emirin gitmeyi planladığını anlarlar. Giderse bir daha onu aralarına kabul etmeyeceklerini söyleyerek tehdit ederler.

Emir, karısının sırrını açığa vurduğunu düşünüp bu sadakatsizlik yüzünden ona öfkelenir. Kocasının kendisi hakkında böyle düşünmesine üzülen kadın, sırrı asla açıklamadığını söyler. Ama emirin kederinin gittikçe arttığını görünce kardeşlerinin yanına gidip yalvarır. Bir zamanlar ağabeyleri annelerinin bedduasını almamak için kendisini kurtarmaya gelmiştir. Şimdi de emir anne bedduası almamak için gitmek istemektedir. Sonunda ağabeyler, kız kardeşlerinin bu acısına dayanamayıp emirin Suriye’ye gitmesine izin verirler.

Böylece emir yolculuk hazırlıklarına başlar. Ayrılık anında karı koca gözyaşlarına boğulur; pek çok dost ve yakını emiri uğurlamaya gelir. Emir oğlu Digenes’i kucağına alıp onunla da vedalaşır.

Grottaferrata 3.Bölüm

Emir, yol boyunca yanındakilere kendi kahramanlıklarından bahseder. Bir gün ıssız bir geçitte bir aslanla karşılaşırlar. Emir aslanı öldürür, dişlerini ve tırnaklarını söküp bunları oğluna hediye edeceğini söyler.

Nihayet evine vardığında pek çok dost ve akraba onu karşılamaya gelir. Annesi oğluna sitem eder, ama emir ona Hıristiyanlığı anlatınca annesi de din değiştirmeyi kabul eder. Orada bulunan pek çok akraba da aynı şekilde Hıristiyanlığı benimsemek ister. Böylece hep birlikte Roma’ya geri dönerler.

Emirin karısı, kocasının sağ salim döndüğünü görünce büyük bir sevince kapılır; karı koca uzun uzun sarılırlar. Ardından emirin annesini ve akrabalarını vaftiz ederler.

Zamanla oğulları Digenes Akrites büyüyüp cesur bir genç olur. Onunla ilgili hikâyeler kısa sürede dünyanın dört bir yanına yayılır.

Grottaferrata 4.Bölüm

Digenes Akrites, kısacası baba tarafından kâfir (emirin soyundan), anne tarafından ise Romalıdır. Doğum adı Basileios’tur (Hükümdar anlamına gelir), ama kendisine “Digenes” de denir. “Akrites” ise sınırları koruduğu için “uç beyi” anlamına gelir.

Küçükken emir babası tarafından üç yıl boyunca eğitilmiş, ardından atlara merak salıp babasıyla her gün ava çıkmaya başlamıştır.

Bir gün Digenes babasına vahşi hayvanlarla dövüşmek istediğini söyler. Emir buna sevinse de henüz on iki yaşında olan oğlunun bu iş için hazır olmadığını söyleyerek isteğini reddeder. Ama Digenes, erkekliğe eriştikten sonra vahşi hayvanlarla dövüşmenin bir anlam ifade etmeyeceğini, ailesine şanı şimdiden getirmek istediğini söyleyince emir sonunda razı olur.

Ertesi gün emir, Digenes ve dayısı Konstantin birlikte ormana giderler. Yavruları olan bir dişi ve bir erkek ayıyla karşılaşınca Digenes hemen hayvanlara saldırır. Henüz tecrübesiz olduğundan kargısını kullanmak yerine dişi ayıyı elleriyle boğarak öldürür, ardından erkek ayıya saldırıp onu da alt eder. Tam o sırada karşısına bir geyik çıkar; Digenes peşinden koşup geyiği de yakalayarak avlar. Daha sonra çalılıklardan bir aslan çıkınca aslanın kafasını keser. Babası oğlunun kahramanlıkları karşısında çok mutlu olur. Birlikte bir pınara gidip onu yıkarlar.

Dönüş yolunda, çok güzel ve zengin bir kız olan Malikanesi’nin evinin önünden geçerler. Bu kızı kaçırmaya kalkışan pek çok talip, kızın babası tarafından yakalanıp öldürülmüştür. Digenes, babasından kızın babasıyla konuşmasını ister; babası ise daha önce zaten konuştuğunu, fakat adamın teklifi reddettiğini anlatır.

Tüm bunlar yaşanırken kız, camdan Digenes’i görüp ona âşık olur. Tam o sırada Digenes de kızı fark eder ve o da aynı anda ona âşık olur. Digenes kıza yüzünü göstermesi için seslenir. Bir sevdiği varsa ona talip olmayacağını söyler. Kız ise babasının Digenes’e bir zarar vermesinden endişelenir. Yine de yüzünü camdan dışarı çıkarır ve güzelliği bir ışık huzmesi gibi parlar.

Digenes kıza, ertesi gün kendisini beklemesini söyleyip evine döner. Atını seyise hazırlatır, akşam olunca kitarasını alıp yola çıkar. Şafak vakti kızın evine varır, ama onu beklemekten yorulan kız çoktan uykuya dalmıştır. Digenes sevgilisini göremeyince ne yapacağını bilemez ve düşünmek için kitarasını çalmaya başlar.

Kız, kitaranın sesine uyanır ve pencereye çıkıp Digenes’e sitem eder: Hem geç kalmıştır hem de kaçtıkları takdirde akrabalarının peşlerine düşeceğini söyler. Şimdiye kadar hiçbir talibe yüzünü bile göstermemişken Digenes’e âşık olmuştur. Digenes ise akrabalarından korkmadığını söyler. Birbirlerine yeminler ederler ve kız, Digenes ile birlikte kaçar.

Digenes evin önünde kızın babasına kendisini kabul etmesi için bağırır. Bütün aile üzüntüyle ağlar, evin tek kızı gözlerinin önünde kaçırılmıştır. Herkes peşine düşer. Digenes kızı bir ağaca oturtur ve silahlarını kuşanır. Karşısına çıkan sayısız askeri yener. Sonunda kızın ailesi yetişir. Kız, Digenes’ten ailesine zarar vermemesini ister. Digenes kızın babasından kendisini damat olarak kabul etmesini ister. Digenes’in aşkı ve cesaretinden etkilenen baba onu kabul eder. Kızının çeyizini sayar ve onlara büyük bir düğün yapacağına söz verir. Lakin Digenes bütün çeyizi kızın ailesine bırakır, çünkü sevgilisinin güzelliği yeterli bir çeyizdir. Kayınbabasından önce ailesinin yanına gitmek için izin alır ve adam verir.

Böylece geliniyle birlikte ve döner. Digenes’in ailesi düğün hazırlıklarına başlarlar. Emir dünürüne davet gönderir ve kızın ailesi bir konvoy eşliğinde Digenes’in evine gelirler. İki taraf evlenen gençlere çok değerli hediyeler verir. Üç ay düğün yapılır. Sonra kızın ailesinin evine giderler ve orada da düğün yapılır. Sonunda Digenes karısını ve hizmetçilerini alarak sınıra yerleşir ve çadırını kurar. Bunu öğrenen haydutlar kızı kaçırmaya teşebbüs eder ama Digenes hepsini öldürür. Ünlendikçe ünlenir.

Perslere karşı savaşa çıkan Roma İmparatoru onun yaşadığı bölgeye gelince Digenes’in ününü öğrenir ve Digenes’le görüşmek istediğini dile getiren bir mektup yollar. Digenes alçakgönüllükle mektubu yanıtlar ve kendisini Fırat Nehrinde bulabileceğini söyler.

İmparator Digenes’in yanına tanışmak için gider ve onun konuşmasından, endamından çok etkilenir. Ona sınırları yönetme yetkisi verir. Bunun üzerine Digenes vahşi bir at getirtip onu salar. Sonra yakalayıp imparatorun önünde yere serer. O sırada bir aslan çıkagelir. İmparator bile kaçmaya yeltenirken Digenes çıplak elleri ile aslanı öldürüp imparatora armağan eder. Bu insanüstü güçten imparator çok etkilenir. Vedalaşırlar. Böylece Digenes sınır beyi olur.

Grottaferrata 5.Bölüm

Digenes zina işleyince, işlediği bu günahın yanlışlığını Kapadokyalı birine anlatır. On beş yaşındayken Suriye’nin içlerine doğru yol alır; çölde su ararken bir palmiye ağacına rastlar. Dibindeki kaynaktan su içmek isterken iniltiler duyar ve çok güzel bir kızın ağladığını fark eder. Digenes önce bir serap gördüğünü sanır, ama kız da onu fark edince konuşmaya başlarlar.

Kız anlatır: Babası Romalı bir adamı esir almış, fakat kız bu adama âşık olmuştur. Babası savaşa gittiğinde kız, sevdiğini esaretten kurtarıp onu Suriye’nin saygın yöneticilerinden biri hâline getirmiştir. Ne var ki bir süre sonra adamın ihanet edip kaçma planları yaptığını öğrenmiştir; üstelik adam kızı da kendisiyle birlikte kaçmaya ikna etmiştir. Annesi ölümcül bir hastalığa yakalanıp tüm ev halkı yasa boğulmuşken, kız elinden geldiğince para alıp sevgilisiyle birlikte kaçmıştır. Buraya vardıklarında ise bir sabah sevdiği adam onu terk edip gitmiştir.

Kız, tam on gündür bu hâlde olduğunu ve bu süre içinde Araplar tarafından oğlu kaçırılan bir adamla karşılaştığını anlatır. O adam, kızın eski sevgilisini görmüş; sevgilisi biriyle kavgaya tutuşunca Akrites adında biri onu kurtarmıştır — sözü edilen bu kişi de Digenes’ten başkası değildir. Kız, Digenes’ten kendisini öldürmesi için bir bıçak ister; zira hem saygınlığını hem de ailesini kaybetmiştir.

Tam o sırada yüzden fazla Arap gelip onlara saldırmaya kalkışır. Digenes hemen karşılık verip Araplara saldırır; çoğu onun Akrites olduğunu anlayınca kaçışır. Ardından Digenes kızın yanına döner. Kız, onun Akrites olduğunu anlamıştır, hain sevgilisinin akıbetini sorar. Digenes bu anda kadınların aşkının erkeklerinkinden daha yoğun olduğunu fark eder.

Digenes kıza, onu sevgilisine ancak din değiştirirse götüreceğini söyler. Kız da Romalı sevgilisiyle birlikte olabilmek için daha önce vaftiz olduğunu itiraf eder. Bunu duyan Digenes, kıza karşı ani bir tutkuyla dolar. Birlikte Suriye yakınlarındaki bir yere doğru yola çıkarlar. Yol boyunca içindeki arzu gittikçe artar ve sonunda kız direnmeye çalışsa da Digenes ona sahip olur.

Daha sonra tekrar yola koyulup kızın sevgilisini bulurlar. Digenes kızı ona emanet eder ve bir daha onu terk etmemesi konusunda sıkı sıkıya tembihler. Ardından kendi karısının yanına döner. Yaptığından derin bir pişmanlık duymaktadır; üstelik karısı da olup bitenden haberdardır. Bu yüzden birlikte yaşadıkları yeri terk ederler.

Grottaferrata 6. Bölüm

Akrites olayları kendi ağzından anlatmaya devam eder. Yeni bir yere çadırını kurar, çevresine ekinler eker. Kısa sürede türlü çiçekler açar, etraf yeşerir ve çevrelerinde çeşit çeşit hayvanlar yaşamaya başlar.

Bir gün karısı su almaya gittiğinde yakışıklı bir erkek kılığına girmiş bir iblisle karşılaşır. Kadın onun aslında bir iblis olduğunu hemen anlar; adam saldırıya geçince kadın çığlık atar. Digenes sesi duyar duymaz koşar ve karşısında üç başlı, her başından alev fışkıran bir iblis bulur. Tek bir vuruşla iblisin üç kafasını da keser. Oğullarını çağırıp iblisin cesedini kaldırmalarını ister, kendisi ise çadıra dönüp uyur.

Uyandığında bu kez karısına bir aslan saldırmaktadır. Digenes aslanı da öldürür. Hâlâ korku içinde olan karısı, sakinleşebilmek için kitarasını çalmasını ister. Tam o sırada yakındaki yoldan geçen askerler müziği duyup yanlarına gelirler ve kadının güzelliğine hayran kalırlar. Digenes’i tehdit etmeye kalkışsalar da Digenes hepsini öldürür.

Ertesi gün yıkanmak için nehre gider. Tam o sırada üç asker (Philopappus, Kinnamos ve Ioannakis) gelip bu yoldan başka askerlerin geçip geçmediğini sorar. Digenes başından geçenleri anlatır, ama üç asker anlattıklarına inanmaz. Gerçekten Akrites olduğunu kanıtlaması için içlerinden biriyle dövüşmesini isterler. Digenes üçüyle birden dövüşebileceğini söylese de askerler bunu onurlarına yediremezler. Önce içlerinden Philopappus isimli en yaşlı olanı saldırır; Digenes onu kolayca etkisiz hale getirince diğer ikisi birlikte at üstünde saldırıya geçer. Askerler tecrübeli olduğundan dövüş hemen sonuçlanmaz. Karısı uzaktan onu cesaretlendirir. Sonunda Digenes önce birinin kolunu kırar, ardından diğerini atından düşürür. Adamlar teslim olunca Digenes onların gitmesine izin verir.

Üçü bir araya gelip, onca zaferle kazandıkları şanı tek bir adama yenilerek kaybettiklerine hayıflanırlar. İçlerinden en yaşlısı, adam toplayıp Digenes’e yeniden saldırmayı önerir. Üstelik Digenes’in karısı, şimdiye kadar gördükleri en güzel kadındır; kadını içlerinden Ioannakis’e almak isterler. Ne var ki umdukları kadar adam toplayamayınca, Amazonların soyundan gelen ve savaşmaya son derece düşkün olan Maximou’dan yardım istemeye karar verirler. Aralarından en yaşlısı, Maximou’yu getirmek üzere yola çıkar.

Maximou’nun yanına varan yaşlı asker, çok güzel bir kadın gördüklerini ve onu içlerinden en gencine almak istediklerini anlatır; ancak bir adamın bu kıza haksız yere el koyduğuna dair uydurma bir hikâye anlatarak Maximou’dan yardım ister. Maximou da baş savaşçısı Melimitzis’i çağırıp birliğini hazırlamasını ister. Ertesi gün Digenes’e saldırmak üzere yola çıkarlar.

Digenes ona kargısıyla vurup yere düşürür, ama Philopappus arkasından dolanıp Digenes’in kısrağını yaralar; ardından Kinnamos ile birlikte kaçarlar. Digenes ise sevgilisinin yanına dönüp onu tepedeki bir mağaraya götürür. Girişi ağaçlarla kaplı olduğundan bulunması zordur, ama buradan aşağısı rahatlıkla görülebilmektedir. Digenes kızı oraya saklar ve sessiz kalması için tembihler.

O sırada Philopappus orduyu getirmiştir. Maximou, Digenes’in yanında bir ordu olmadığını görünce Philopappus’a kendisini boşuna zahmete soktuğu için öfkelenir ve Digenes’i tek başına haklamaya karar verir. İkisi karşı karşıya gelince Digenes, Maximou’nun kısrağının başını tek vuruşta uçurur. Bunun üzerine Maximou, Digenes’e kendisini bağışlaması için yalvarır; Digenes de kabul eder. Ordunun büyük bölümü onun kim olduğunu anlayıp kaçışır. Geriye yalnızca Philopappus, Kinnamos, Ioannakis ve Leandros kalır. Digenes dördüne birden saldırır; yenileceklerini anlayan adamlar da kaçmaya başlar.

Sonunda Digenes, Maximou’nun yanına döner ve gidebileceğini söyler. Ama Maximou, Digenes’ten fazlasıyla etkilenmiştir; ertesi sabah onunla yeniden buluşup teke tek dövüşmek ister. Digenes de bu teklifi kabul eder. O sırada Maximou’nun savaşçıları geri dönüp saldırır ama tanrının ve azizlerin yardımı ile yara almaz, çoğunu öldürür. Maximou da kaçar.

Digenes, hizmetçileri karısının yanına gönderir. Kendisi de hazırlanıp Maximou ile buluşmayı kararlaştırdıkları yere gider. Maximou, verdiği söze uyarak tek başına gelir ve ikisi teke tek dövüşür. Digenes onu bir kez daha yenince Maximou, hâlâ bakire olduğunu ve kendisini hak eden tek erkeğin Digenes olduğunu söyler. Digenes ise evli olduğunu belirtip bir kenara oturarak ona hayatını anlatmak ister. Ama Maximou, yarasına merhem sürmek bahanesiyle soyunur; Digenes ondan bir kez daha etkilenip yeniden zina işler.

Karısının yanına döndüğünde, kocasının geç kalmasından dolayı kıskançlık içinde olan kadın, Digenes bir şey yaptıysa Tanrı’nın onu affetmesini diler. Digenes ise Maximou’nun yaralı olduğunu, onu iyileştirmek için uzun süre yanında kaldığını söyleyerek karısını yatıştırır. Ardından ava çıkıyormuş gibi davranıp yeniden ayrılır, Maximou’yu bulup öldürür. Sonra karısının yanına dönüp onunla keyifli vakit geçirir.

Bir süre sonra derin düşüncelere dalan Digenes, Fırat Nehri kıyısında göz alıcı bir ev yaptırmaya karar verir.

Grottaferrata 7.Bölüm

Digenes Fırattan çektiği su ile çok güzel bir bahçe yapar ve ortasına da evini inşa eder. Bu ev çok güzel mozaiklere ve tavan süslemelerine sahiptir. Tevrat’tan Samson, Davut ve Goliath hikayelerini, Akhilleus, Agamemnon, Odysseus ve Penelope’u, Bellerophone ve Chimera’yı, Büyük İskenderi ve Amazonları, Musa’yı ve Yuşa’yı anlatan resimlerle süslüdür.

Evin avlusuna bir kilise yaptırır ve vefat eden babasını Kapadokya’dan getirterek buraya defneder. Zira babası hastalanmış ve Digenes Kapadokya’ya döndüğünde babası çoktan hayata gözlerini yummuştur. Babasının soğuyan bedenine sarılıp ağlar, onun uyanmasını ister. Geleneklere uygun bir cenaze töreni düzenledikten sonra babasını alıp kendi yaptırdığı kiliseye gömer. Annesi ise bundan sonra onunla birlikte yaşamak üzere yeni evine taşınır.

Bundan sonra birlikte mutlu bir yaşam sürerler. Digenes her gün kitarasıyla müzik yapar, eşi de eşsiz sesiyle şarkılar söyleyip dans ederdi. Ama mutluluklarına düşen tek gölge, hâlâ çocuklarının olmamasıydı. Bunun için durmadan Tanrı’ya dua ederlerdi.

Beş yıl sonra Digenes’in annesi de vefat eder ve babasının yanına göder. Digenes sayesinde Etiyopyalıların saldırısı durur ve bölgeye barış hakim olur.

Grottaferrata 8.Bölüm

Digenes’i babasının akrabaları ziyarete gelir. Onları ağırlar, birlikte ava çıkar ve gücüyle akrabalarını etkiler. Bir gün bahçesinin ortasında dostlarıyla birlikte yıkanmak için bir banyo hazırlanmasını buyurur. İşte bu banyo esnasında doktorların tetanos dediği hastalığa yakalanır.

Başlarda hastalığın acısını akrabalarından ve karısından gizlemeye çalışsa da karısı durumu fark eder. Digenes çektiği ağrıları anlatır ve ordu doktorunun çağrılmasını ister. Ertesi gün gelen doktor onu muayene edince hastalığın yayılmış olduğunu görür.

Bunun üzerine Digenes karısını yanına çağırır, birlikte yaşadıkları her şeyi bir bir anlatır ve tüm bunları hatırlayıp hatırlamadığını sorar. Her şeyi onun aşkı uğruna yaptığını söyler. Ama artık ölüm onları birbirinden ayırmak üzeredir. Karısına, kendisinden sonra ikinci bir kocayla evlenmesine izin verdiğini söyler.

Karısı üzüntü içinde tanrıya yalvarır: kocasını iyileştirmesi ya da ondan önce ölmek için. Arkasını döndüğünde Digenes’in can çekiştiğini görür ve duyduğu üzüntüyle ölüp adamın üstüne yığılır. Digenes de hemen ardından ölür.

Haber dünyanın her yerine yayılır ve birçok kişi cenazeye gelir. Evdeki eşyalar fakirlere verilir, kalanlar ise onlar için yapılan anıta gömülür. Onlar için ağıtlar yakarlar.

Önerilen makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir