Ortak Şamanist Olgular

Ortak Şamanist Olgular
Share the article 👇

Ortak Şamanist Olgular

Şamanist olguların diğer birçok ruhçu, animist diye adlandırabileceğimiz inanç sistemleriyle ortak noktalarını şu şekildedir.

  1. Ruhlar insan yaşamını etkilerler.
  2. Bazı özel yeteneklere sahip insanlar bu ruhlarla iletişim kurabilirler.
  3. Belirli ritüeller yardımıyla bu ruhlarla iletişime geçmek, onları yatıştırmak olayların akışını değiştirir.

Burada ruh kelimesinin yerine “Tanrı” kelimesini yerleştirerek tekrar okuduğumuzda, bu durum geçmişe çok tanrılı Mezopotamya panteonundan, Antik Yunan ve Roma Tanrı’larından, Musa’dan ve Yahuda’dan, İsa’dan ve onun babasından, Muhammed’den ve onun Rabbinden haberdar olan bizlerin penceresinden bakıldığında neredeyse bu sayılan özelliklerin hiçbirinin inkâr edilemeyeceği ortak olgular açıkça görülmektedir.

İlk cümleyi ele alalım. Ruhlar/Tanrı-lar insan yaşamını etkilerler; Tanrılar insan yaşamını etkiler, Antik Atina’da buna itiraz edebilecek, geleneklerine bağlı tek bir yurttaş bulamayacağımız gibi, 2021 yılında da tanrının kişinin kaderini belirlediği ve O’nun etkilediğini hiçbir Hristiyan, Müslüman ya da Yahudi inkâr edemez.

İkinci cümleye gelirsek. Bazı özel yeteneklere sahip insanlar bu ruhlarla/tanrı-lar iletişim kurabilirler; Sina Dağ’ından elinde 10 emirle inen Musa yahut Hira’da ilk vahiy alan Muhammed’in tanrıyla iletişime geçebilen özel yeteneklere sahip kişiler olduklarını, yani peygamber olduklarını kim inkâr edebilir.

Üçüncü ve son cümleyi ele alacak olursak. Belirli ritüeller yardımıyla bu ruhlarla/tanrılarla iletişime geçmek, onları yatıştırmak olayların akışını değiştirir; Sinagog ’da dua eden bir Yahudi, Cuma namazında bir Müslüman ya da Pazar ayininde bir Hristiyan, Athena heykeli önünde hayvan kurban eden bir Yunanlı, hepsinin ortak amacı tanrının rızasını kazanıp ondan iyilikler beklemek değil midir?

Ortak Şamanist Olgular
Ortak Şamanist Olgular

Görsel yapay zeka Gemini’nin Banana Pro modeline yaptırılmıştır.

Bunları sayısız örneklerle çoğaltabiliriz. Bu bize şamanizmin ne kadar derin kökleri olduğunu gösterir. Bu bağlamda ben şamanizm ve animizm arasında sert bir çizgi çekmenin ukalalık olacağını düşündüğümden bunları birbirine girik olarak kabul ettim.

Animizm: İlkel insanlar, doğada olup biten her şeyin nedenini tinlere ve şeytanlara atfederler ve bu varlıkların yalnız hayvanlarla bitkileri değil fakat cansız gibi görünen nesneleri de canlandırdıklarını düşünürler. İlkel insanlar, insanların da aynı şekilde ‘canlandırılmış’ olduklarına inanırlar. Onlara göre insanların içinde de ruhlar vardır ve bu ruhlar bulundukları yerden ayrılıp başka insanların içine girebilir.

Şamanizm’e göre de doğanın ruhu vardır, ama insanlar tabiatı ve ruhu tanımazlar. Hangi cins dua ve tören sevdiklerini bilmezler. Bu durumu ata ruhlarından aldığı özelliklerle sadece şaman bilir.

İnsan doğası gereği rasyonel bir canlıdır. Ancak yukarıda bahsettiğim hiçbir inanç ve ritüelin rasyonalizmle ilgisi yoktur. Sürüngen türlerden memeli türlere kadar olan tüm canlılarda ortak ve aynı morfolojide bulunan sürüngen beyin, beynin evrimsel açıdan en ilkel kısmıdır, varlığı bizim içinde insanlık aşamasının ilk evrelerinde aynı olduğunu gösteriyor.

Dolayısıyla insan bir noktaya kadar rasyoneldi ve rasyonalizmin duvarlarını bir noktadan sonra yıktı. Hayal etmeye, üretmeye başladı ve bunu hiçbir pratik amaç olmasa da yapmaya devam etti. Bu aslında yeryüzünde yaşamış olan herhangi bir canlı türünün ilk entelektüel faaliyetidir. Bunun da sorumlusu beyin ve spesifik olarak parietal lobdur.

Parietal Lob; Beynin bu bölgesi hayal kurmak ve alet kullanmak gibi bilişsel fonksiyonların merkezidir. Beynin merkezi bir bölgesinde konumlanmıştır. Dokunsal ve görsel girdilerin ulaştığı bir bölgedir. Bu bilgiler fiziksel bir dünya algısı oluşturmak için kullanılır. Görsel güdümlü davranışlardan, zihinsel hayal gücünden ve öz farkındalıktan sorumludur.

Peki parietal lob evrimini tamamladığında ne oldu? Hayal gücü, alet yapımı, matematik ve inanç sistemleri. Bugünkü modern bakış açımızla, bize aslında birbirleriyle çok da sıkı bir bağlantı içindeymiş gibi gözükmezler. Aşölyen taş endüstrisinin Musevilikle ne ilgisi olabilir ki? Ya da rüyalarımın geometrik açılarla…

Ama yakından baktığımızda bunlar Alexandre Dumas’ın 3 silahşörleri gibi hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için diye bağırmaktadırlar. Bunlardan biri olmadığında aslında diğerlerinin de olamayacağını anlarız.

Örneğin hayal etmek, doğada hazır olan bir taşı alıp ceviz kırmak ve o taşla oynama yapmadan bu eylemi gerçekleştirmek başka bir şeydir. Kafanda bir imge yaratıp, bir taş bulup diğer başka bir taşla bulduğun o taşı kafanda yaratmış olduğun soyut imgeye uydurtmaya çalışmak başka bir şey.

İkinci söylediğimin arka planında inanılmaz bilişsel faaliyetler ve bir sinir trafiği yatmaktadır. En son olarak da bu hayal gücü olmadan göremediğimiz, algılayamadığımız şeyleri, kafamızda imgeleyebiliriz ki, bu inanç sisteminin omurgasıdır.

Dolayısıyla, alet yapan canlının hayal ettiğini, hayal eden canlının ise inandığını varsayabilirim, ya da matematik yapan bir canlının yine aynı şekilde hayal ettiğini ve yine hayal eden canlının inandığını varsayabiliriz.

Bende tam bu nokta üzerine eğildim, onlara neye inandıklarını soramayacağımız ortada ancak resimlerini, sembollerini, matematiklerini, geometrilerini ve hatta ileriki aşamalarda figürinlerini analiz etmek suretiyle paleolitik insanının inanç sistemini aydınlatabiliriz.

Bunu yaparken de net bir şekilde ortaya çıktı ki bunlar, temel şamanist ve animist ögelerle neredeyse ortak olgular içermekte.

Ortak Şamanist Olgular
Örnek olarak; Kuzey Vietnam’da Cennet Mutfağı Pagodası yakınlarındaki Animist Tapınak

Görselin kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Antik ritüelleri inceleyen arkeologlar, yaklaşımlarını antropolojik, dini, sosyolojik ve etnografik çalışmalardan yola çıkarak geliştirmişlerdir. Bu süreçte çoğunlukla, somut olmayan kuramsal perspektiflerden maddi çıkarımlarda bulunmaya çalışmışlardır.

Winkelman, şamanlığı dünya çapında, özellikle avcı-toplayıcı gruplar ve küçük ölçekli tarım topluluklarında gözlemlemiştir.Şamanizm’in arkeolojik olarak, antropomorfik figürler, ızgaralar, ağlar, noktalar, spiraller gibi entopik figürler (açık veya kapalı gözle görülebilen, titreşen veya dalgalı geometrik çizgiler ve noktalar), dünyalar arası yaratıkların varlığı, psikoaktif bitkilerin kullanımı, heykelcikler, erk hayvanları, kristal kayaçlar, mağaralar gibi özel ya da kontrollü erişimi düşündüren ritüel alanlar ve mezar eşyaları gibi arkeolojik veriler ile takip edilebileceğini ileri sürmektedir.

Çünkü pek çok araştırmacının da vurguladığı gibi şamanik ritüeller, şamanların kullandığı kostüm ve enstrümanlar gibi çeşitli fiziksel sembolleri içermektedir. Bunların arkeolojik kayıtlarda gözlemlenebilmesi mümkündür.

Arkeolojik kanıtlar, bu şamanik ritüellerin içeriği hakkında çeşitli veriler sunmalarının yanı sıra kültürün kozmolojisine ve ruh dünyasının kompozisyonuna dair ipuçları da vermektedir.

Mağara resimleri yapan avcı-toplayıcı şaman gruplarının etnografik karşılaştırması yoluyla Üst Paleolitik duvar resimlerinin şamanistik özellikler taşıdığı görüşü ileri sürülmüştür.

Clottes ve Lewis-Williams’a göre Üst Paleolitik duvar resimleri, trans hâlindeki şamanların görülerini duvarlarda yeniden canlandırmalarının sonucudur. Mağaraların ruh dünyasının kendisi olduğu ve şamanların görülerini duvarlarda yeniden canlandırarak yer altı dünyasının ruhlarını ortaya çıkarabildiği düşünülmektedir.

Bu çerçevede kaya yüzeyinin duvarların diğer tarafında bulunan yeraltı dünyası ve insanlar arasında bir zar görevi gördüğü mağaraların şamanlar için bu dünyadan öteki dünyaya geçiş kapılarını temsil ettiği ifade edilmiştir.

Duvarlardaki resimlerin, bu törenler sırasında iki dünya arasında seyahat eden şamanların erk hayvanlarını temsil ettiği ya da şamanların kendi erk hayvanlarını aramalarının sonucu olduğu düşünülmektedir.

Mağara duvarlarından çıkarmış gibi resmedilmiş olan hayvan resimlerinin, ruhlar âleminden gerçek dünyaya geçişi simgelemenin yanı sıra mağaraların bu dünya ve öteki dünyayı birleştiren şeffaf ve geçirgen duvarlarını da ifade ettiği düşünülmektedir.

Paleolitik Çağ insanları için mağaralara girmenin neredeyse transa girmekle aynı anlama geldiğini ileri sürmektedir. Şamanlar genellikle bağlı oldukları ruhlarla ve diğer ruhlarla mağara resimleri gibi görüntüler aracılığıyla etkileşime girmektedirler.

Mağara resimlerinin şamanlar tarafından yaratıldığı ve geometrik figürlerin halüsinojenlerin etkisiyle görülen tipik halüsinasyonlar olduğu düşünülmektedir. Paleolitik mağara sanatının büyük bir kısmının şamanik olduğu ve şamanlar tarafından üretilmiş düşünce biçimlerinden türediği düşünülmektedir.

Bu nedenle, arkeolojik açıdan mağara sanatı, şamanik olarak adlandırılabilecek imgeler içermektedir.

Yarı insan yarı hayvan figürlerin varlığı, Paleolitik şamanlar ya da büyücülerin kendileri olarak kabul edilmekte ve bunlar hayvanlar ile ormanların kutsal ruhu olarak nitelendirilmektedir. Lascaux mağarasındaki tanınmış “bizon sahnesi” ise hem totemik hem de şamanik işaretler taşımaktadır.

Ortak Şamanist Olgular
Ortak Şamanist Olgular | Lascaux Mağarası, Bizon Sahnesi

Görselin kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Sahnede yaralı bir bizon yer almakta muhtemelen bir av sahnesi, mızrağı elinden düşmüş ve büyük ihtimalle hayatını kaybetmiş olan erekte olmuş kuş kafalı bir insan tasvir edilmektedir.

Bu aşamada günümüze dönmek istiyorum. Bugünde tarihin herhangi bir döneminde olduğu gibi, en önemli toplumsal faaliyetlere her daim bir kutsallık atfedilmiş, genellikle de bu bir ritüele bağlanmıştır. Bugün buna birçok örnek verebilirim, ama ilk akla gelen toplumsal faaliyet, herkesin yapmakla yükümlü olduğu, bunu reddedene büyük bir kitle tarafından ters bakıldığı, vatanı savunma görevidir.

Bu çok önemli olan toplumsal faaliyeti icra ederken ölüm halinin kutsallığı ise sorgulanabilir bir durum değildir. 2021’de dahi. Tekrar paleolitik döneme döndüğümüzde, göndere bayrak çekmek, seçimlere katılmak, vatanı savunmak gibi görece kompleks ama özünde ilkel toplumsal faaliyetlerle ilgilenmeyen paleolitik insanı için, muhtemelen av en önemli toplumsal faaliyettir.

Dolayısıyla etkinlik sırasında ölen kişi, grup yararına bir hizmette bulunurken öldüğü için ona da kutsallık atfedilmiş olmalı. Biz bugün nasıl ki kutsallık içerisinde ölen kişinin cennete, uçmağa, göklere, göklerde mutlu bir hayat yaşadığına inanıyorsak, o dönemde kutsallık atfedilen bireyin, göklerle ilişkilendirilen canlı olan kuşa benzetilmesi akla son derece yatkındır.

Bu bağlamda Lascaux mağarasındaki bu sahne bir ressamın denemesi değil, bir ritüelin yansıması olarak düşünülebilir. Bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda Göbekli Tepe’nin yerleşim yeri olarak kullanıldığını gösteren herhangi bir kanıta rastlanmamıştır.

Göbekli Tepe’nin farklı yerleşimlerden insanların çeşitli toplumsal aktiviteler için bir araya geldiği bir toplanma yeri olduğu düşünülmektedir. Klaus Schmidt, açık bir şekilde Göbekli Tepe’nin bir zamanlar dini ayin merkezi olarak kullanıldığını ifade etmiştir.

T biçimli sütunların insanları, merkezi konumdaki ikiz sütunların ise tanrıları, ataları veya ruhları temsil etmiş olabileceği, T şeklindeki sütunların üzerindeki hayvan betimlerinin ise sahiplerini koruma maksadıyla işlendiği ileri sürülmüştür.

Hayvan kabartmalarının her birinin törene katılan farklı grupların totemlerini simgelediği görüşü de bulunmaktadır.

Schmidt’e göre sanatsal bir ustalıkla işlenmiş olan bu figürlerin tapınakların görsel gücünü arttırmak amacıyla yapılmış olma ihtimalleri olmakla birlikte, sembolik anlamlar taşıyor olmaları daha olasıdır. Yakar’a göre ise hayvanların sembolik anlamlar taşıdığı kuşkusuzdur.

Nitekim şamanistik toplumlarda, hem kuşlar hem de yılanlar, gök, dünya ve yeraltı dünyası arasındaki geçişi simgeleyen tanınmış şamanik sembollerdir. Yakar’a göre ayılar, yaban domuzları ve kedigiller gibi güçlü hayvanlarla süslenmiş dikili taşlar çeşitli tanrıları ve efsanevi ataların özelliklerini sembolize ediyor olabileceği gibi şamanların hayvanların güçlerini vücuda getirmelerini de ifade ediyor olabilir.

Hayvanlar şamanlarda da önemlidir, çünkü şamanların koruyucu ruhları olarak bilinirler. Tüm hayvanlar şamanizm uygulamasının bir parçasıdır. Hayvanlar şamanların “öteki ben’’ leridir. Şamanlar ayin sırasında kendi hayvanlarını taklit eder ve onlarla beraber gökyüzüne yükselirler.

Şaman Nedir? Hakkında daha fazla bilgi almak için sizi yazarımızın bir önce ki yazısına konuk ediyoruz;

Kaynakça

Nicolaes, W. I. T. S. E. N. (1737). Noord en Oost Tartarye.

Şener, C. (1997). Türklerin Müslümanlıktan Önceki Dini: Şamanizm. Ad Yayıncılık, İstanbul.

Stanghini, J. Conclusion: A Brief Overview of Shamanism, Part 4.

Eliade, M. (1989). Shamanism.

Mahmut, K. (1941). Divânü Lugati’t-Türk (C. 1, Haz. Besim Atalay). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Eliade, M. (1999). Şamanizm: İlkel Esrime Teknikleri (Çev. İsmet Birkan). Ankara: İmge Kitabevi.

Winkelman, M. (2002). Shamanism and Cognitive Evolution. Cambridge Archaeological Journal.

Von Stuckrad, K. (2016). Western Esotericism: A Brief History of Secret Knowledge. Routledge.

Bourguignon, E. (1973). Religion, Altered States of Consciousness, and Social Change. The Ohio State University Press.

Eliade, M. (1999). Şamanizm (Çev. İsmet Birkan). Ankara: İmge Kitabevi.

Turner, E. (2006). Advances in the Study of Spirit Experience. Anthropology of Consciousness.

Sutherland, P. D. & Price, N. (2001). The Archaeology of Shamanism. Psychology Press.

Eliade, M. (1972). Shamanism: Archaic Techniques of Ecstasy. Princeton University Press.

Freud, S. (1998). Totem ve Tabu (Çev. A. Kanat). Cumhuriyet Yayınları.

Campbell, N. A., Urry, L. A., Cain, M. L., Wasserman, S. A. & Minorsky, P. V. (2017). Biology (Vol. 8). Pearson.

Pereira-Pedro, A. S., Bruner, E., Gunz, P. & Neubauer, S. (2020). A Morphometric Comparison of the Parietal Lobe in Modern Humans and Neanderthals. Journal of Human Evolution.

Fogelin, L. (2007). The Archaeology of Religious Ritual. Annual Review of Anthropology.

VanPool, C. S. (2009). The Signs of the Sacred: Identifying Shamans Using Archaeological Evidence. Journal of Anthropological Archaeology.

Vitebsky, P. (2001). Shamanism. University of Oklahoma Press.

Clottes, J. & Lewis-Williams, J. D. (1998). The Shamans of Prehistory: Trance and Magic in the Painted Caves. Harry N. Abrams.

Lewin, R. (2000). Modern İnsanın Kökeni (Çev. N. Özüaydın). TÜBİTAK.

Lewis-Williams, D. (2002). The Mind in the Cave: Consciousness and the Origins of Art. Thames & Hudson.

Whitley, D. S. (1994). Shamanism, Natural Modeling and the Rock Art of Far Western North American Hunter-Gatherers.

Whitley, D. S. (2000). The Art of the Shaman: Rock Art of California. University of Utah Press.

Lommel, A. (1966). Prehistoric and Primitive Man. Paul Hamlyn.

Guimbutas, M. (1982). The Goddesses and Gods of Old Europe. Thames & Hudson.

Hawkes, J. (1965). Prehistory. New American Library.

Schmidt, K. (2007). Göbekli Tepe: En Eski Tapınağı Yapanlar (Çev. R. Aslan). Arkeoloji ve Sanat Yayınları.

Schmidt, K. (2005). Ritual Centers and the Neolithisation of Upper Mesopotamia. Neolithics.

Layton, R. (2000). Shamanism, Totemism and Rock Art. Cambridge Archaeological Journal.

Yakar, J. (2009). The Nature of Prehistoric Anatolian Religions. Colloquium Anatolicum.

Hassan, Ü. (2009). Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler. Doğu Batı Yayınları.

İnan, A. (1972). Tarihte ve Bugün Şamanizm.

İnan, A. (1995). Şamanizm. Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Ögel, B. (1991). İslâmiyetten Önce Türk Kültür Tarihi. Türk Tarih Kurumu.

Aydın, E. (1994). Nasıl Müslüman Olduk?. Başak Yayınları.

Eröz, M. (1977). Türkiye’de Alevilik-Bektaşilik.

Eröz, M. (1992). Eski Türk Dini ve Alevîlik-Bektaşilik. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.

Yazarın tüm yazılarına ulaşmak için tıklayınız.

Öne çıkan görsel Yapay Zeka modeli Sora tarafından üretilmiştir.

Yazının En Üstüne Çıkmak için Tıklayınız;

ortak şamanist olgular ortak şamanist olgular ortak şamanist olgular ortak şamanist olgular ortak şamanist olgular ortak şamanist olgular ortak şamanist olgular ortak şamanist olgular

Önerilen makaleler